Son Haberler

Retaİl

Perakende Sözlüğü

Dolunay İndİrİmlerİ

17.12.2015

Etkili İnsanların Yedi Prensibi


Etkililik ve verimlilik, özellikle iş dünyası literatünde sıkça kullanılan iki kavramdır. Etkililik, arzu edilen belli bir neticeye ulaşma kabiliyeti, verimlilik ise birşeyin yapılmasındaki etkililik derecesidir. 

Stephen R. Covey, bir kitabında etkili insanların yedi prensibi üzerinde durmaktadır. Yazar, verimlilikten çok etkililiğe dikkat çekmektedir, zira insanların hayatlarında belirli bir gaye taşımaları ve bütün faaliyetlerinde bu gayeleri göz önünde bulundurmaları gerektiğini düşünmektedir. 

Etkililikten mahrum bir verimlilik, yanlış hedefe tam isabet demektir, verimlilikten mahrum bir etkililik ise, önceden tespit edilen hedefe tam anlamıyla ulaşamamaya sebep olabilir. Covey, etkililik hakkında şöyle der: "Etkililik (hatta hayatta kalabilme) sadece ne kadar gayret sarfettiğimize değil, doğru konu üzerinde gayret sarfedip etmediğimize bağlıdır. 

Doğru konu üzerinde yoğunlaşmayı açıklamak için "vizyon" ve "misyon" kavramlarından istifade edebiliriz. Vizyon, iş dünyasında bir şirketin ulaşmaya çalıştığı hedeflere, misyon ise şirketin mevcudiyet sebebine işaret eder. Şirketler gibi fertler de belli bir vizyon ve misyon taşımalıdır. Kriterler, bu uzun vadeli ve kalıcı kurallara göre belirlenir. Mesela ABD Anayasası 200 yıldır, temel ilkeler açısından değişmemiştir. İnsanların etkili olabilmesi için değişmeyen bir "öz"e ihtiyaçları vardır. Sabit bir hedefi vurmak, hareketli bir hedefi vurmaktan daha kolaydır. 

Paradigmalar

Model veya atıf çerçevesi anlamındaki paradigmalar, dünyaya açılan pencerelerimizden biri olduğu için idrak süreçlerinde rolleri büyüktür. Covey'e göre etkililik konusundaki temel paradigma şöyledir: "İnsanların etkililiğine tesir eden umumi ve fıtrı kanunlar mevcuttur (ki biz bunları Adetullah veya Sünnetullah olarak adlandırırız). Bu kanunlar, yerçekimi kanunu gibi hakiki ve sabittir. İnsani ilişkilerde bunlar; adalet, dürüstlük, izzet, hizmet, fazilet gibi sıfatlar halinde bizlere rehberlik yapar. Paradigmalar fıtrat kanunlarına ne kadar yakın olursa, o kadar hatasız fonksiyon görürler. Asli ve evrensel yaratılış kanunlarına uyulduğu takdirde, sosyal ilişkiler pürüzsüz gerçekleşir. Etik kaygılar taşıyan ve maneviyata susamış insanlar, bu tür davaranışların cezbesine kapılırlar.
Etkili insanların itiyat edindikleri yedi prensip şu şekildedir: 

1. Müsbet hareket et. 

2. Akıbeti düşün. 

3. Öncelikleri tespit et. 

4. Hayatı cidal olarak görme. 

5. Önce anla, sonra anlaşılmayı bekle. 

6. Ekip dayanışması içinde ol. 

7. Kendini yenile. 

İlk üç prensip Covey tarafından "Şahsi Zafer" olarak adlandırılır. Olumlu düşünmek ve hareket etmek, etkili bir insanın temel karakteridir. Müsbet hareket eden insanlar, etraflıca düşünülmüş ve benliğe mal edilmiş belli tercihler ve ilkelere göre icraatta bulunurlar. Tepkici insanlar ise dahili, deruni, manevi ve kalıcı hakikatler ışığında değil, harici, süfli, maddi ve gelip geçici şartlara göre hareket ederler. Olumlu düşünen insanlar, istikrarlı paradigmalarına göre belirli bir insiyatif taşırlar ve buna göre düşünceden aksiyona geçerler. Müsbet düşünüp hareket etmek için insanın belli birşeye karar vermesi ve bunu başarmak için mevcut gücünü bu yolda sarfetmesi, yani varlığını davasına adaması gereklidir. 

Olumlu insanların başka bir özelliği de enerji ve sermayelerini, birşeyler yapabilecekleri, yani tesirde bulunabilecekleri daire içinde sarfetmeleridir. Tepkici insanlar ise himmetlerini, kontrol edemedikleri şeyler üzerinde heba ederler. O halde müsbet hareket etmenin nisbeti, tesirde bulunabileceğimiz kendi dairemizde ne kadar gayret sarfettiğimize bağlıdır. 

İkinci prensip, akıbeti düşünmektir. İnsan ölümünü düşünmeli, dünyanın fani olduğunu unutmamalıdır. Yoksa hayat boyu meşguliyetler içinde, oradan oraya koşturabilir, ama hedefine ulaşamaz. 

Akıbeti düşünmek, insanın bugün yaptığı işlerde, hayatının birgün sona ereceğini hesaba katarak kriterlerini belirlemesidir. "Nereye gidiyorum?' sorusuna tatmin edici bir cevap bulabilen, şu anda nerede olduğunu daha iyi tespit edebilir ve daima doğru yolda ilerlemeye çalışır. 

Covey, daha sonra, insanların ideal haline getirdikleri unsurları tahlil eder. Para, eş, aile, iş, zevk, arkadaş vs. Hayatımıza mana katmak, etkili yaşamak, asli bir paradigmaya ulaşmak için zamanüstü ve değişmeyen prensipler bulmamız gerektiğine dikkat çeker. Bu değişimi gerçekleştirmek için tavsiye ettiği şey ise, cenaze merasimimizi hayal etmemizdir. 

Üçüncü prensip, önceliklere riayet etmektir. Son yıllardaki zaman yönetimi tekniklerinin de vurguladığı gibi, önceliklerin organize ve icra edilmesi, gerek fertlerin gerekse kurumların etkililiği açısından çok önemlidir. Olumlu hareket eden insanlar,acil olmasa bile önemli olan faaliyetler üzerinde yoğunlaşırlar. Zaten etkili yönetimin özü de budur. Tepkici insanlar ise, enerjilerini krizler, bitmeyen problemler, kısa vadeli projeler üzerinde harcayıp tüketirler. 

Bundan sonraki üç prensip "Ekip Zaferi" olarak isimlendirilmektedir. Şahsi zaferler elde eden insanlar, bağımsızlıklarını kazanırlar. Dördüncü, beşinci ve altıncı prensipler, bağımlılıktan kurtulan bu insanları birbire bağımlı hale getirir, böylelikle grup veya kurum üyeleri arasında işbirliği, ekip çalışması, sağlıklı iletişim, kollektif şuur ve şahs-ı manevi oluşur. Covey, bu noktada "Hissi Banka Hesabı" şeklinde bir benzetme yapar. Bu hesap, ilişkilerdeki samimiyet ve itimat miktarına göre değişir. Anlayışlı olma, sözünde durma, iç-dış bütünlüğü ve gıybetten kaçınma bu hesaba yatırılan "depozitolar"dan bir kısmıdır. 

Dördüncü prensip, kazanma/kazanma mantığıyla hareket eden insanların, ümitli ve azimli bir şekilde, daima dayanışma ve işbirliği içinde olacaklarına dikkat çeker. Kazanma/kaybetme düşüncesiyle hareket eden insanlar için ise hayat bir cidalden ibarettir. Dünya onlar için rakiplerin altedildiği bir arenadır. Yeryüzündeki nimetlerin herkese yeteceğini düşünen insanlar kazanma/kazanma mentalitesini taşırlar. Kıtlık içinde yaşadığımızı düşünen ve mevcut tek pastayı paylaşma mücadelesiyle herkesi rakip olarak görenler ise kazanma/kaybetme zihniyetine sahip kişilerdir. Netice itibariyle galip olanlar, hep kazanma/kazanma mantığıyla hareket edenlerdir. 

Beşinci prensip "önce anla, sonra anlaşılmayı bekle" şeklindedir. Yazara göre bu, kişiler arasındaki iletişim ve etkileşim için en önemli prensiptir. Bir insan kendi fikirlerini ne kadar net, detaylı ve anlaşılır bir şekilde aktarabilirse, bu fikirlerin kabul edilme ihtimali ve etkileşimin etkililiği de o kadar artmaktadır. Burada önemli bir husus da aktarılan görüşlerin belli bir bağlam içinde verilmesi gerektiğidir. Karşımızdaki kişi veya kişilerin paradigma ve mülahazalarını göz önünde bulunduran bir bağlam dahilinde nakledilen fikirlerin tesiri daha fazladır. 

Altıncı prensip, ekip dayanışması içinde olmaktır. Tabiatta herşey birbiriyle münasebet halindedir. İnsani ilişkilerde de farklılıklara dayalı, kusurları görmeyen, zayıflıkları telafi edici bir dayanışma sergilenirse (yani ihlas sırrı yakalanırsa), samimiyet nisbetinin artmasıyla birlikte tezahür eden ve gelişen kutsi bir güç sayesinde ortak problemler çok daha müessir bir biçimde analiz edilip çözülecektir. Japonların iş dünyasındaki başarılarının arkasında bu güç yatmaktadır. 

Son prensip kendini yenilemedir. Kendini yenilemek dört boyutta gerçekleşebilir: 

1. Fiziki (egzersizler, dengeli beslenme, stresten uzak durma) 

2. Ruhi (değerlerin belirlenmesi, belli bir hedefe kilitlenme, azim ve tefekkür) 

3. Zihni (okuma, tahayyül, planlama, yazma) 

4. Sosyal/hissi (hizmet, empati ve sinerji, yani başkalarının hislerini anlama ve dayanışma) 

Sağduyu ve vicdandan kaynaklanan bütün bu prensiplerden sonra şu gerçeği de vurgulamak gerekir: En etkili insan, kamil insandır. Zira onun hedefi, gelip geçici, pörsüyen menfaatler ve başarılar değil, O'nun kutsi dergahında göreceği muameledir. Böyle bir hedefe ulaşmaya can atan bir insanın semeresiz reaksiyonlarla hayat sermayesini heba edeceği, faniliğin cezbesine kapılacağı, önceliklerin sırasını şaşıracağı, anlamsız bir mücadele içinde çırpınacağı, dinlemesini bilmeyip fikirlerini empoze edeceği, "yalnız kahraman" olma hayaliyle ekibin bereketinden mahrum kalacağı, değişim ve dönüşümlerin birbirini kovaladığı sürat çağında demode olacağı düşünülemez. 

Yorum Gönder

 
Her Hakkı Saklıdır © 2016 Perakende Kulis