9.06.2018

İş Yaşamında Dedikodu



Dedikodu, insanlık tarihi kadar eski bir zarar verme biçimidir. Bir kişi veya bir işle ilgili duygu ya düşünceyi, 3. kişilere izinsiz ve gizli olarak paylaşma işidir, diyebiliriz. Fakat, burada önemli bir ayrıntı var. Paylaşılan konu; dedikodusu edilen ile ilgili olmalı ve onun haberi olmadan ve onu zedeleyecek, küçük düşürecek unsurlar barındırmalıdır. Demek ki, bahsi edilen konu üzerinden dedikodu edilen kişi zarar görmelidir. Peki, bu zarar, nasıl gerçekleşir? Bunun da iki yolu bulunur:

A. Açıkça zarar verme,
B. Duygusal istismar yoluyla, 3. kişiye fark ettirmeden, dedikodusu edilene zarar vermektir.


Demek ki iki şekilde dedikodu gerçekleşiyor. İlki alenen uygulanırken, ikincisi fark ettirmeden, bilinçaltına inerek bir nevi dolduruşa getirme de diyebileceğimiz unsuru içeriyor. Bu makalemizde, dedikoducuyla baş etmeyi işleyeceğiz.


Dedikoduyla ilgili yurt dışında yapılan bir araştırmada, 100 dedikodudan 60’ının işle ilgili olduğu ve bunun %80’inin doğru olduğu yönündedir. Demek ki, dedikodu pek de yabana atılır bir mevzu değil. Dedikodu aynı zamanda bir iletişim biçimidir de… Dedikodunun olduğu iş ortamında bir şeylerin doğru gitmediğinden bahsedebiliriz. Bu nedenle yönetici, dedikoduları dikkate almak zorundadır. Dedikodu, bir nevi etik olmayan erken uyarı sistemidir.

Önce, bu işi yapan kişilerin özelliklerini ve niyetlerini anlamaya çalışalım. Dedikoducu kişi, dedikodu ettiği iş arkadaşıyla yüzleşmeyi tercih edemeyecek düzeyde bir korku içerisindedir. Dolayısıyla şiddet, baskı, korkutma içeren yönetim ve organizasyonlarda işgörenin dedikodu yoluna başvurması makul görülebilir. Ülkemizde iş iletişiminin en çok yara aldığı unsurların başında gelen dedikoduyu biraz da basiretsiz ve yetersiz yönetim ortaya çıkartmaktadır. Korkunun yöntem olarak seçildiği organizasyonlarda; yalan ve dedikodu iki savunma silahı niteliğinde olmaktadır. Peki, bir kurumda yönetim ve organizasyonun açık iletişim kanallarını tercih ettiğini, şeffaflığın önemli bir ilke olduğunu düşünelim. Burada da dedikodu varsa 2. neden ne olabilir?

Dedikoducunun önemli bir kişilik özelliği de, ikiyüzlü olmasıdır. Yani size ve diğerlerine farklı maskeler takabilmektedir. Bunun, kişilik sorunu ve ahlak sorunu olduğu su götürmez. Dedikoducu niye dedikodu yapar? İlki kişilik özelliğiyle ilgilidir: Kıskanç, habis, muhalif, yetersiz, yeteneksiz, çıkarcı vb. olumsuz özelliklere sahip kişilerin en güçlü silahı dedikodudur. Bir işletmede her şey çok iyi gitse de, dedikoducu için kendi çıkar ve beklentileri öncelik taşır. Dedikodu yoluyla rakibi bertaraf etmeyi tercih eder ve bunun için her türlü saldırıyı planlar. Dedikoducunun gerçek olan bir konuyu gündeme getirmesi kadar gerçek dışı unsurları da kullanması vakidir. Gerçek konular dedikoducunun elini güçlendirmektedir. Bu kişiler, adeta bir avcı gibi avının açık vermesini, hata yapmasını bekler. Her insanın hatası olabilir buna rağmen dedikoducu bu hatayı öylesine stratejik yönetir ki 3. kişilerin nezdinde, “bu da olur mu?” dedirtecek bir algı yaratır.

Dedikoducu mesleği gereği sürekli bir konu kendine edinmektedir. Bu kişinin iyi eğitim almış olması, dedikodu yapmayacağı anlamına da gelmez. Dedikodunun ortaya çıkmasına imkan tanıyan asıl sorunlu kişi ya da kişiler birim yöneticileridir. Çünkü dedikoducu çoğu kez onlardan güç alır ve/veya onların paydaşlığında bu işe soyunur.

Dedikoducular konusunda yöneticiye düşen görevleri burada anlatalım. Öncelikle, bir işgören konusunda kendisine iletilen konunun dedikodu olup olmadığı hesaplanmalıdır. Burada şablon gayet basittir. Dedikodusu edilenin bu dedikodu neticesinde zarar görmesi… Dedikodunun gerçek ya da gerçekdışı olması önemli değildir. Zarar görülmüş olması önemli bir ipucudur. İkinci olarak, dedikoduyu eden kişinin bu dedikodu yoluyla ne tür bir çıkarının olduğunun tespit edilmesi gelir. Örneğin, kişi kariyer planlamakta ve dedikodu yoluyla rakibini kaybettirmek istemektedir. Ya da onun güzelliğini kıskanmış, ilgi görmek istemektedir. Şaşırtıcı düzeyde örnekler verilebilir. Kimsenin havsalasına sığmayacak düzeyde dedikodu örnekleri verebiliriz. Bütün bunların dışında, kişilik bozukluğu olanlar da bulunur ki onları analiz edecek olan gene basiretli yöneticidir. Demek ki şablon devreye girecek ve bu dedikodunun gerçek amacı saptanacaktır. Genel olarak şu iyi bilinmelidir ki, karakter sahibi kişiler dedikodu konusunda ketum davranmaktadır.

Yöneticinin kullanacağı ikinci önemli yöntem de, dedikodu ortamına ve bu ortamdan beslenen kişilere fırsat vermemesidir. Yüzleştirme tekniğini kullanmalı, dedikodu eden kişinin belki de yönetime iyi görünmek kabilinde bir çıkar peşinde olduğunu saptamalıdır. Yönetici, ilke olarak dedikoduya mahal vermeyeceğinin altını önemle çizmelidir. Dolayısıyla, bu kararlılık, dedikoducuyu sindirecektir.

İşletme içerisinde dedikodudan beslenen işgöreni ise, mutlak surette tespit etmeli ve onu uygun bir dille uyarmalıdır. Yargıtay içtihatlarına bakıldığında “dedikodu” işletmeye tek taraflı fesih yetkisi vermektedir. Çünkü, ayarı bozulan bir işletmede; karlılık, verimlilik, uyum vb. en önemli var oluş nedenleri ortadan kalkacaktır.

Bir atasözü der ki, balık baştan kokar. Evet, dedikodunun merkezine inmek istiyorsanız yönetime bakınız. Dedikoducunun aynası, yöneticinin bizatihi kendisidir.

Unutmadan, dedikoducu sizin de dedikodunuzu edecektir, yeter ki zamanı gelsin.

Bu makale Perakende sektöründe uzman olan,Kamil SÖNMEZ tarafından kaleme alınmıştır.

2 yorum :

  1. Merhaba. A 101 e işbaşvuru yaptım.Yorumlarda daha önceki çalıştığınız yerden sorunsuz ayrılma demişsiniz ben Bim den sözleşmemin bitimine 2 gün kala istifa ederek ayrıldım çunkü bs ile ve msy ile yaşadığım sorunlardan dolayı bu benim a 101 veya şok da çalışmama engel mi.Bu durumumu dışardan öğrenmeleri mümkün mü

    YanıtlaSil
  2. Bu konuda bilgi sahibi olmaları mümkün değil.Bizim sorun dediğimiz şeyler,yüz kızartıcı olaylar.

    YanıtlaSil

Her Hakkı Saklıdır © 2014-2018 - Şartlar - İletişim - Hakkımızda