Bulunan Haberler

Editörden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Editörden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24.07.2026

Mağaza müdürü kendi kurduğu şirket üzerinden marketi dolandırdı










Tarım Kredi'de denetim çöktü!

Mağaza müdürü kendi kurduğu şirket üzerinden

marketi dolandırdı


9 Tarım Kredi Market'te denetim sistemini

tartışmaya açacak büyük bir usulsüzlük ortaya çıktı.

İzmir Çiğli'nde görev yapan bir mağaza

müdürünün, kendi kurduğu şirket üzerinden Tarım Kredi Market ürünlerini piyasaya sattığı belirlendi.

Depodan sipariş edilen ürünlerin market satış sistemine girmeden dışarıya satıldığı olayda, ilk belirlemelere göre milyonlarca liralık zarar oluştu.

• Olayın ardından mağaza müdürü ortadan

kaybolurken, bağlı bulunduğu bölge müdürünün de iş akdi feshedildi.




14.07.2026

MDYD, düzenlediği “Müşteri Deneyiminde Yükselen Liderler” webinarında 200’e yakın genç lideri buluşturdu









MDYD, düzenlediği “Müşteri Deneyiminde Yükselen Liderler” webinarında 200’e yakın genç lideri buluşturdu



Müşteri deneyimi yönetimi alanının dönüşümüne liderlik eden ve gelişimi için güncel yol haritaları çizen Müşteri Deneyimi Yönetimi ve Teknolojileri Derneği (MDYD), yaklaşık 30 farklı firmadan 200’e yakın genç lideri “Müşteri Deneyiminde Yükselen Liderler” webinarındabir araya getirdi. Liderlik, deneyim, sorumluluk, başarı temalarına odaklanılan oturumların gerçekleştirildiği webinarda müşteri deneyimi ve yönetimi ekosistemindeki uzmanlar, iş yaşamlarındaki tecrübelerini aktararak merak edilen noktaları aydınlattı.



Müşteri Deneyimi Yönetimi ve Teknolojileri Derneği (MDYD); müşteri hizmetleri operasyonları, pazarlama, satış, ürün-süreç-iş geliştirme, kalite ve eğitim birimlerindeki ilk veya orta kademe yöneticilerin katılım gösterdiği bir webinar gerçekleştirdi. “Müşteri Deneyiminde Yükselen Liderler”temasıyla düzenlenen webinar; “Gelişen, Geliştiren Liderlik”, “Denizden Öğrendiklerim” ve “Yüksek Performans Kültürü” ana başlıklarındaki üç oturumla katılımcılarına yeni bakış açıları kazandırdı.



Liderlik bir üstünlük yarışı değil, bir orkestrasyon rolüdür”

Webinar kapsamındaki ilk oturum, “Gelişen, Geliştiren Liderlik” ana başlığıyla, MDYD Yönetim Kurulu BaşkanıBanu Hızlı ile MDYD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılarından Alp Kohen, Cenk Soyak ve Hüseyin Şerif Beyaztaş’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Banu Hızlı, oturumdaki konuşmasında, “Müşteri deneyimi aslında bir ünvan meselesi değil, tamamen bir liderlik meselesidir. Liderlik yolculuğumda şunu çok net gördüm ki iyi bir lider olmak, işi en iyi yapan olmak demek değildir. Liderlik, işi tek başına yüklenmekten çıkıp, ekibin potansiyeline odaklanmaktır. ‘Ben yapayım hemen bitsin.’ düşüncesini geride bırakıp ‘Ekibimdeki potansiyeli en iyi nasıl yukarıya çekerim?’ sorusunu sormaya başladığınız an, gerçek anlamda gelişen ve geliştiren bir liderliğe adım atmış oluyorsunuz. Liderlik bir üstünlük yarışı değil, bir orkestrasyon rolüdür. Göreviniz enerjiyi yukarı çekmek, insanları motive etmek ve ortak bir takım ruhu yaratmaktır. Bu bakış açısını yakaladığınızda, liderliğin hem kendinizi hem de ekibinizinasıl büyüttüğünü görüyorsunuz.” dedi.



“Geçmişte yaptığımız ve ders çıkardığımız hatalar, gelecekte daha az hata yapmamızı sağlar”

Oturumda kendi kariyer ve hayat yolculuğundaki dönüm noktalarını paylaşan MDYD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cenk Soyak, şunları aktardı: “Hayatım boyunca başarısızlıklarım ve hatalarım tek bir sayfaya sığmadı. Ancak iş hayatında gün içinde yüzlerce karar veriyoruz ve istatistiksel olarak bu kararların yüzde 30’unda hata yapma payımız var. Başarısızlıktan ders çıkarmak kulağa klişe bir kelime gibi gelebilir ama gelişen bir liderliğin temel taşıdır. Geçmişte yaptığımız ve ders çıkardığımız hatalar, gelecekte daha az hata yapmamızı sağlar. Önemli olan düştükten sonra kalkabilmek, o deneyimi bir avantaja dönüştürebilmek ve arkasından gelecek başarıya zemin hazırlamaktır. Bunun yanında gelişmek istiyorsanız öne atılmalı ve sorumluluk almalısınız.”



“Liderlik yolculuğunda daha fazla şeyi denemek, gerekirse hata yapmak ve o hatalardan öğrenmek gerekiyor”

Oturumun bir diğer konuşmacısı olan MDYD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alp Kohen, “Bugünün hızla değişen dünyasında bir liderin ekibine güvenmesi ve delege edebilmesi en kritik yetkinliktir. Liderlik sadece kendi başına başarılı olmak değil, takım çalışmasına uyum sağlamak ve insan odaklı bir kültür inşa etmektir. ‘Her şeyi ben daha hızlı yaparım.’ algısını kırıp, insanlarla birlikte çalışma kültürüne adapte olduğunuzda hem kendiniz gelişiyorsunuz hem de ekibinizi geliştiriyorsunuz. Ayrıca mükemmeliyetçi aile yapılarında veya kurumlarda yetiştiğimizde deneme yanılma alanlarımızı kısıtlıyoruz. Yeni lider adaylarına tavsiyem; planlamalarında her zaman temkinli olmaları, konfor alanlarından çıkıp yeni alanlar denemekten ve hata yapmaktan korkmamalarıdır.” ifadelerini kullandı.



“Hiç hata yapmıyorsanız, yeni hiçbir şey denemiyorsunuz demektir”

Oturumda söz alan MDYD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüseyin Şerif Beyaztaş, şu açıklamalarda bulundu: “Başarının tek bir tarifi olmadığı gibi ulaşılabilecek nihai bir son noktası da yoktur. Hayatta elde ettiğimiz her başarı, aslında sadece o anı kutlamakla biten birer basamaktan ibarettir. Liderlik ve profesyonel hayat, sürekli yeni şeyler denediğimiz ve gelişim aradığımız bitmeyen bir süreçtir. Eğer bu yolculukta hiç hata yapmıyorsanız, yeni hiçbir şey denemiyorsunuz demektir. Önümüze çıkan yol ayrımlarında seçim yapma ve o seçimin getirdiği maliyetleri göğüsleme cesaretiniz yoksa, kesinlikle bir yere varamazsınız. Gerçek başarı, hata yapmaktan korkmadan adım atabilmek ve varılanyerin keyfini çıkarabilmektir. Liderlik, sadece insanları ve hedefleri idare etmek değil; o hedeflerin ötesine geçip yepyeni yollar inşa etme cesaretidir.”



Webinarın açılış oturumunun ardından Tek Başına Okyanusu Geçen İlk Türk Kadını ve Solo Türkiye Turu Rekortmeni Başak Mireli’nin katılımıyla “Denizden Öğrendiklerim”oturumu düzenlendi. Kariyeri boyunca elde ettiği başarıları ve tecrübelerini aktaran Mireli, “Deniz ve okyanuslarda statik kurallarla hayatta kalmak mümkün değil. Rüzgârı ve dalgadaki değişikliğe uyum sağlayıp çevik olmak, yaratıcı çözümler üretmek ve en önemlisi de her gün bir şeyler öğrenmeye açık olmalısınız. Dinlemek, karmaşaya bile uyum sağlamak, bağ kurmak, denizden öğrendiğim en büyük öğretilerden biri oldu benim için. Okyanusta denizi, rüzgârı, tekneyi dinlerken, gerçek hayatta da insanları dinlemeyi öğrendim. Tek başıma bu yolculukları tamamladım ama arkamda beni bu yolculuğa hazırlayan çok güvendiğim, sevgi ve saygı duyduğum bir ekip vardı. Çevremde ve kendi içimde endişeler olsa hedefe odaklanmak, o hedefe ulaşmak için çaba göstermek, vazgeçmemek ve sonunda başarmak çok büyük mutluluk” ifadelerini kullandı.



Webinar kapsamındaki son oturum, moderatörlüğünü MDYD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alp Kohen’in üstlendiği ve Nar Eğitim / NARKÖY Yönetici Ortağı Ozan Kuşçu’nun konukluğuyla yapılan “Yüksek Performans Kültürü” oldu. Performans kavramının kelime kökeninden ve doğadaki yansımalarından bahseden Kuşçu, liderlik ve performans ilişkisini şu sözlerle özetledi: “Sistemin performansını önceden tanımlanmış kalite standartlarına getirmek bir yöntemdir ancak işin içine insan girdiğinde durum değişir. İnsani açıdan performansı; çalışanı manipüle etmeden, proaktif ve pozitif bir stres yaratarak kendi potansiyeline yaklaştırma sanatı olarak görüyorum. Tıpkı tarımda olduğu gibi; bitkiye tatlı bir stres uygulamadığınızda ürün alamazsınız. Kurumlarda da liderin görevi, çalışanın karşısında durup baskı yaratmak değil; onun yanında durarak, onu önemsediğini hissettirerek o pozitif gelişimi tetiklemektir. Gerçek yüksek performans, bu bağın kurulduğu yerde başlar. Bunun yanında yönetimde bazen sıfatlar ve kavramlar tuzağına düşüyoruz. Oysa hayat eylemlerden oluşur. Sistem dediğimiz şey; kendini tekrar eden ve performansı olumluya götüren eylemler bütünüdür. Eğer bir eylem kendini tekrar ediyor ve performansı aşağı çekiyorsa, orada sistematik bir hata vardır. Vasattan iyiye, iyiden ise zirveye giden yolu açan şey ‘psikolojik güvenlik’ ortamıdır. Psikolojik güvenlik, fırça yememek ya da hiç hata yapmamak demek değildir; o sistemin içinde korkusuzca konuşabilmek, fikirlerini dile getirebilmek demektir.”



Başarı için sebep - sonuç ilişkisi yapmak önemli

Müşteri deneyimi ekosistemindeki çalışanların, sosyal bir mesleğe sahip olduklarını düşündüğünü ifade eden MDYD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alp Kohen, sohbete şu yaklaşımıyla katkıda bulundu: “Müşteri deneyimi yönetimi alanı çok fazla istatistik barındıran bir alan ve buna iki şekilde bakmamız gerekiyor. Verilere vakumda bakıldığı zaman çok başka şey söyler, gözlemleyerek baktığınız takdirde ise başka bir sonuçla karşılaşırsınız. Diğer yandan olaylara vakumda bakmak çok doğru değil çünkü bir şey her şeyi etkiliyor. Bu yüzden bütünsel bakıp sebep sonuç ilişkisini yapanların başarılı olma ihtimali daha yüksek.”



Oturumda katılımcıların online olarak katılabildiği bir anket de yapıldı. Müşteri deneyimi ekosistemi, yüksek performans kültürü, geri bildirimi ölçümleme ve yapay zekâ çağında yönetici olmaya dair soruların sorulduğu anketten çıkan sonuçlar Kohen ve Kuşçu tarafından sıcağı sıcağına değerlendirildi.



Webinar, Ozan Kuşçu’nun “Çakal Karpuzu” kitabınınkatılımcılara hediye edilmesiyle tamamlandı.





MDYD Hakkında

Müşteri Deneyimi Yönetimi ve Teknolojileri Derneği (MDYD), müşteri deneyimi yönetimi ekosistemini tek çatı altında toplamak amacıyla 2008 yılında dokuz firmanın bir araya gelmesiyle Çağrı Merkezleri Derneği adıyla kurulmuştur. Bugün 89 üye firmasıyla faaliyetlerini sürdüren MDYD, müşteri deneyimi yönetimi alanında son yıllarda yaşanan hızlı değişim ve dönüşümü organizasyon yapısına başarıyla entegre etmiştir. Bu doğrultuda, 2023 yılında güncellenen kurumsal kimliği ile yalnızca çağrı merkezlerini değil, aynı zamanda müşteri deneyimi yönetimi odaklı ürün ve hizmet sağlayan tüm paydaşları kapsayan geniş bir ekosisteme dönüşmüştür. Türkiye’yi müşteri deneyimi yönetimi ve teknolojileri alanında uluslararası çapta bir marka konumuna taşımak üzere üyelerine ve paydaşlarına ilham veren MDYD, ileri görüşlü perspektifler sunma kararlılığıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Bu doğrultuda, ekosistemin daha kapsamlı ve yenilikçi deneyimler sunabilmesi için faaliyetlerini durmaksızın güçlendirmekte ve geliştirmektedir. Her yıl gerçekleştirdiği “Yeni Nesil Müşteri Deneyimi Yönetimi Araştırması” ile yeni nesil teknolojiler ışığında ekosistemin geleceğine projeksiyon tutan MDYD, ev sahipliği yaptığı uluslararası etkinliklerle de müşteri deneyimi ekosisteminin gelişimine rehberlik etmektedir.




11.07.2026

Karaca Giyim’in Kurumsal ve Pazarlama İletişimi Direktörü Vildan Yıldırım Oldu









Karaca Giyim’in Kurumsal ve Pazarlama İletişimi Direktörü Vildan Yıldırım Oldu

100 yılı aşkın köklü geçmişiyle Türk hazır giyim sektörünün öncü markalarından Karaca Giyim, büyüme yolculuğunu yeni yatırımlar ve güçlenen marka vizyonuyla sürdürüyor. Kadın ve erkek koleksiyonlarıyla ürün gamını genişleten, mağazalaşma yatırımlarına hız veren ve müşteri deneyimini odağına alan marka, iletişim yapılanmasını da güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda Karaca Giyim, pazarlama ve kurumsal iletişim alanında 25 yılı aşkın deneyime sahip Vildan Yıldırım’ı Kurumsal ve Pazarlama İletişimi Direktörü olarak bünyesine kattı.

Hazır giyim sektöründe kalite, zamansız tasarım ve köklü marka mirasını çağdaş bir yaklaşımla buluşturan Karaca Giyim, büyüme hedefleri doğrultusunda kurumsal ve pazarlama iletişimi süreçlerini tek çatı altında yönetmeyi amaçlıyor. Bu doğrultuda Kurumsal ve Pazarlama İletişimi Direktörlüğü görevine getirilen Vildan Yıldırım, markanın iletişim stratejilerine liderlik edecek.

Yıldırım, yeni görevinde Karaca Giyim'in kurumsal iletişim ve pazarlama iletişimi stratejilerinin oluşturulması ve hayata geçirilmesinden sorumlu olacak. Marka konumlandırması, kurumsal itibar yönetimi, tüketici iletişimi, medya ilişkileri, dijital iletişim, etkinlik yönetimi ve iç iletişim süreçlerini bütüncül bir bakış açısıyla yönetecek olan Yıldırım; markanın hedef kitlesiyle kurduğu bağı güçlendirecek iletişim çalışmalarına öncülük edecek.

Karaca Giyim'in 110 yılı aşkın marka mirasını geleceğe taşıyacak iletişim vizyonunun oluşturulmasında aktif rol üstlenecek olan Yıldırım, markanın sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda tüm iletişim faaliyetlerinin stratejik olarak planlanması ve yönetilmesini sağlayacak.

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü mezunu olan Vildan Yıldırım, kariyeri boyunca hazır giyim, perakende, teknoloji ve medya sektörlerinde faaliyet gösteren önemli markalarda; kurumsal iletişim, pazarlama iletişimi, marka yönetimi, etkinlik ve sponsorluk alanlarında üst düzey yöneticilik görevleri üstlendi. Marka itibarı, entegre pazarlama iletişimi, müşteri deneyimi ve kurumsal iletişim alanlarında kapsamlı deneyime sahip olan Yıldırım, son olarak pazarlama, kurumsal iletişim ve iç iletişim süreçlerinden sorumlu üst düzey yönetici olarak görev yaptı.

2024 yılından bu yana Kurumsal İletişimciler Derneği (KİD) üyesi olan Vildan Yıldırım, yeni görevinde Karaca Giyim'in kurumsal ve pazarlama iletişimi faaliyetlerini tek çatı altında yöneterek markanın iletişim stratejilerine yön verecek.




7.07.2026

Tedavi sürecinde çocukların yaşamı hastalıkla sınırlı değil









Tedavi sürecinde çocukların yaşamı hastalıkla sınırlı değil



Milyonlarca çocuk yaz tatili planları yaparken, kanser tedavisi gören çocuklar için yaz ayları çoğu zaman hastane randevularına, tedavi takvimine ve sağlık durumuna göre şekilleniyor. Ancak çocuklar, tedavi sürecinde de oyun oynamak, arkadaşlarıyla vakit geçirmek, yeni şeyler keşfetmek ve çocukluklarını yaşamak istiyor. Çocukların tedavi sürecinde fiziksel sağlıklarının yanı sıra psikolojik iyi oluşlarının da desteklenmesi gerektiğine dikkat çeken Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) Psikoloji ve Sosyal Hizmet Birimi uzmanları, yaz döneminde çocukların sosyal yaşamla bağlarını koruyabilmelerinin, oyun oynayabilmelerinin ve ilgi alanlarını sürdürebilmelerinin önemini vurguluyor.



Milyonlarca çocuk yaz tatili planları yaparken, kanser tedavisi gören çocuklar için yaz ayları çoğu zaman hastane randevularına, tedavi takvimine ve sağlık durumuna göre şekilleniyor. Tedavi süreci, çocukların günlük yaşamında pek çok değişikliği beraberinde getiriyor. Enfeksiyon riskine karşı alınan önlemler ve değişen enerji düzeyleri nedeniyle sosyal yaşam zaman zaman sınırlanabiliyor. Buna karşın gelişimsel ihtiyaçları değişmiyor. Oyun oynamak, üretmek, arkadaşlarıyla iletişim kurmak, yeni deneyimler yaşamak ve seçim yapabilmek çocukların psikolojik iyi oluşunu destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor.



Çocukların fikirlerinin alınması, aktif yaşamın bir parçaları olmasını sağlıyor

Çocukların yaşamını sadece hastalık üzerinden tanımlamanın, onların çocukluk deneyimlerini gölgede bırakabileceğine dikkat çeken Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) Psikoloji ve Sosyal Hizmet Birimi uzmanları, psikolojik iyi oluşu destekleyen en önemli unsurlardan birinin çocukların günlük yaşamın içinde söz sahibi olabilecekleri alanlar yaratmak olduğunu belirtiyor. Tedavi sürecinde pek çok karar sağlık gereklilikleri doğrultusunda yetişkinler tarafından alınırken, gün içinde hangi oyunu oynayacağına karar vermesi, okumak istediği kitabı seçmesi ya da katılmak istediği bir etkinlik hakkında fikrinin sorulması gibi küçük görünen tercihler, çocukların kendilerini değerli hissetmelerine ve yaşamın aktif bir parçası olarak görmelerine katkı sağlıyor.



Çocuklar, yaz tatilinde sosyal yaşamla bağlarını daha da güçlendirebiliyor

Kanser tedavisi gören çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden birinin yaşamlarının hastalıkla tanımlanmaması olduğunu belirten uzmanlar, tedavinin sürecin merkezinde yer aldığını ancak çocukların oyun oynayabilmesi, arkadaşlarıyla bağlarını koruyabilmesi, merak ettiği şeyleri keşfedebilmesi ve günlük yaşam içinde seçim yapabilmesinin de en az bunun kadar önemli olduğunu ifade ediyor. Yaz tatilinin, çocukların kendilerini daha özgür hissedebilecekleri, ilgi alanlarına yönelebilecekleri ve sosyal yaşamla bağlarını güçlendirebilecekleri önemli bir dönem olduğuna dikkat çeken uzmanlar, çocukların hem tedavi süreçlerine hem çocukluklarına eşlik etmenin önemini vurguluyor. Sağlık durumunun evde vakit geçirmeyi gerektirdiği dönemlerde ise birlikte kitap okumak, fotoğraf günlüğü hazırlamak, resim yapmak, kolaj ya da geri dönüşüm malzemeleriyle yaratıcı çalışmalar üretmek, masa oyunları oynamak gibi etkinlikler çocukların hem kendilerini ifade etmelerine hem de üretmeye ve keşfetmeye devam etmelerine katkı sağlıyor.



Yaz dönemi planlamaları, çocuğun sağlık durumuna göre yapılmalı

Çocukların ihtiyaçlarının yaşlarına, gelişim dönemlerine ve sağlık durumlarına göre farklılık gösterdiğini belirten uzmanlar, erken çocukluk döneminde oyun ve keşfin, okul çağında öğrenme ve üretmenin, ergenlik döneminde ise arkadaşlık ilişkileri ile bağımsız karar verebilme ihtiyacının öne çıktığını ifade ediyor. Bu nedenle yaz dönemiyle ilgili planlamaların tek tip bir program yerine, çocuğun sağlık durumu, enerji düzeyi ve ilgi alanları gözetilerek yapılmasının psikolojik iyi oluşu destekleyen önemli unsurlardan biri olduğunun altı çiziliyor.



“Yaz tatilini anlamlı kılmak için her günü etkinliklerle doldurmak gerekmiyor”

Çocukların dinlendiği, oyun oynadığı ve sosyal ilişkilerini güçlendirdiği yaz tatilinde, kanser tedavisi gören çocukların bu süreci sağlık koşullarına göre farklı geçirseler de gelişimsel ihtiyaçlarının değişmediğine dikkat çeken KAÇUV Psikoloji ve Sosyal Hizmet Birimi uzmanları tarafından açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Çocukların ilgi alanlarını sürdürebilmeleri, arkadaşlarıyla iletişim kurabilmeleri, günlük yaşam içinde seçim yapabilmeleri ve oyun oynayabilmeleri psikolojik iyi oluşlarını destekliyor. Tedavi sürecine bütüncül bakmak; çocuğun fiziksel sağlığının yanında duygusal ve sosyal ihtiyaçlarını da gözetmeyi gerektiriyor. Yaz tatilini anlamlı kılmak için her günü etkinliklerle doldurmak gerekmiyor. Çocukların ilgi alanlarına uygun, kendilerini rahat hissedebilecekleri küçük deneyimler ve sosyal bağlarını koruyabilecekleri ortamlar oluşturmak bile onların iyi oluşunu destekleyen önemli adımlar arasında yer alıyor.



Tedavi sürecinde akranlarla bağlarının kopmaması gerekiyor

Tedavi sürecinde çocukların akranlarıyla bağlarını koruyabilmelerinin de psikolojik iyi oluş açısından önemtaşıyor. Sağlık koşulları elverdiğinde arkadaşlarla geçirilen zaman, kültürel etkinlikler, sanat atölyeleri ve açık hava aktiviteleri çocukların sosyal yaşama katılımını destekliyor. Evden çıkmanın mümkün olmadığı dönemlerde çevrim içi müze gezileri, dijital sanat ve tasarım atölyeleri, yaşa uygun kodlama etkinlikleri, kitap kulüpleri gibi çevrim içi içerikler, çocukların öğrenmeye, keşfetmeye ve arkadaşlarıyla etkileşimlerini sürdürmeye katkı sağlayabiliyor.



Bakım verenlere büyük sorumluluk düşüyor

Bu süreçte bakım verenlerin de önemli bir rolü bulunuyor. Çocukların her gününü planlı etkinliklerle doldurmak yerine birlikte geçirilen zamanın niteliğine odaklanmak çok daha değerli. Sohbet etmek, oyun oynamak, birlikte kitap okumak ya da çocuğun duygularını paylaşabileceği güvenli bir alan oluşturmak hem çocukların hem de ailelerin süreci daha sağlıklı yönetmesine katkı sunuyor.



Her çocuğun, çocukluğunu yaşayabileceği alanlara ihtiyacı bulunuyor

Kanser tedavisi gören çocukların yaşam kalitesini artırmak sadece tıbbi tedaviyi sürdürmekle sınırlı değil. Bunun yanında fiziksel, duygusal ve sosyal ihtiyaçların bir bütün olarak ele alınması gerekiyor. Çünkü her çocuğun, sağlık koşulları ne olursa olsun, oyun oynayabileceği, sosyal ilişkilerini sürdürebileceği, ilgi alanlarını keşfedebileceği ve çocukluğunu yaşayabileceği alanlara ihtiyacı bulunuyor. Çocukların fiziksel sağlıklarının yanında psikososyal iyi oluşlarını desteklemeyi de önceliklendiriyoruz. Bu doğrultuda yıl boyunca psikososyal destek çalışmaları, oyun ve sanat etkinlikleri ile eğitimleryürütüyor; tedavi sürecinde eğitimden uzak kalmamaları için kırtasiye desteği sağlıyor ve çocukların oyun, öğrenme ve sosyal yaşama katılım ihtiyaçlarını destekleyen çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Çocukların kendilerini ifade edebilmeleri, akranlarıyla bağlarını sürdürebilmeleri ve çocukluklarını yaşayabilmeleri için geliştirdiğimiz her çalışmayı, tedavi sürecine bütüncül yaklaşımın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.”



Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) Hakkında:



Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV), 2000 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bilim Dalı hekimleri ve tedavi gören çocukların aileleri tarafından kurulmuştur. Vakıf, çocukların tedavi süreçlerinde aileleriyle birlikte ücretsiz konaklayabilecekleri Aile Evleri ile hizmet vermekte, hastanelerin çocuk hematoloji ve onkoloji servislerinde oyun odaları yapımını sağlamakta ve psikolojik, sosyal, fiziksel ve tıbbi açıdan yaşam kalitelerini artıracak etkinlikler ve projeler yürütmektedir. Ayrıca eğitimini yurt içinde sürdürebilmek için maddi desteğe ihtiyaç duyan kanser tedavisi gören veya tamamlamış okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerine burs imkânı sağlamaktadır.




6.07.2026

Porland, Scan & Go uygulaması ile mağaza alışveriş deneyimine konfor katıyor








Porland, Scan & Go uygulaması ile

mağaza alışveriş deneyimine konfor katıyor



Alışveriş keyfi, seçilen ürün kadar mağazada geçirilen deneyimle de şekilleniyor. Tüketicilerin mağaza içinde daha özgür hareket etmesini sağlayan çözümler öne çıkarken, Türkiye'nin öncü porselen üreticisi Porland, Scan & Go uygulamasıyla alışveriş deneyimini daha akıcı ve konforlu hale getiriyor. Uygulama sayesinde müşteriler, beğendikleri ürünleri mağaza içinde taşımadan dijital sepetlerine ekleyebiliyor, dilerlerse siparişlerini evlerine teslim alabiliyor.



Birbirinden şık porselenlerle, ziyafetleri şölene dönüştüren Porland, şimdi de teknolojiyi mağaza deneyimiyle buluşturuyor. Porland, geliştirdiği Scan & Go uygulamasıyla alışveriş sürecini daha pratik hale getiriyor. Müşteriler, mağazada beğendikleri ürünlerin üzerindeki QR kodu cep telefonlarıyla okutarak dijital sepet oluşturabiliyor. Böylece müşteriler, alışverişlerini ürün taşımadan sürdürebiliyor.



Uygulamayla mağaza içindeki hareket özgürlüğü artıyor

Porland mağazalarında kullanılmaya başlanan Scan & Go uygulaması sayesinde müşteriler, beğendikleri ürünlerin üzerindeki QR kodu cep telefonlarıyla okutarak dijital sepet oluşturabiliyor. Böylece alışveriş boyunca ürün taşımadan mağazayı diledikleri gibi gezebiliyor. Alışveriş tamamlandığında ise seçilen ürünler belirtilen adrese gönderiliyor ya da mağazadan teslim alınabiliyor. Uygulama, 2 bin 500 TL ve üzeri alışverişlerde kullanılabiliyor.



“Müşterilerimize alışverişin keyfine odaklanabildiği bir deneyim sunmayı hedefliyoruz”

Scan & Go'nun çıkış noktasının müşterilerin mağaza deneyimini daha rahat ve keyifli hale getirmek olduğunu belirten Porland Yönetim Kurulu Üyesi İmge Pamukçu, “Müşterilerimizin mağazalarımızda vakit geçirirken, özellikle hacimli ürünleri taşımayı düşünerek bazı seçimlerinden vazgeçtiğini gözlemledik. Scan & Go'yu bu ihtiyaca yanıt vermek amacıyla geliştirdik. Bu doğrultuda müşterilerimizin ürün taşımayı düşünmeden mağazalarımızı özgürce keşfedebildiği, alışverişin keyfine odaklanabildiği bir deneyim sunmayı hedefliyoruz. Teknolojiyi, müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran doğal bir destek unsuru olarak görüyor ve geliştirdiğimiz her yeniliği bu anlayışla şekillendiriyoruz” dedi



Teknolojiyle keyifli bir mağaza deneyimi sunuluyor

Özellikle hacimli sofra takımları, mutfak koleksiyonları ve çok sayıda ürün satın almak isteyenler için geliştirilen uygulama, mağaza içindeki hareket özgürlüğünü artırırken, alışveriş deneyimini de daha konforlu hale getiriyor. Ürün taşımaya ayrılan zamanı keşfetmeye dönüştüren Scan & Go, müşterilerin mağaza deneyimini kesintisiz biçimde sürdürmesini sağlıyor. Perakende dünyasında dijital çözümler, fiziksel mağaza deneyimini destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Porland da Scan & Go ile teknolojiyi alışverişin doğal bir parçasına dönüştürerek müşterilerine daha akıcı, daha özgür ve daha keyifli bir mağaza deneyimi sunuyor.




Kadın Eliyle, Emeğiyle” projesi, Kilis yorganını gelecek kuşaklarla buluşturuyor










Kadın Eliyle, Emeğiyle” projesi, Kilis yorganını gelecek kuşaklarla buluşturuyor



Türkiye’nin yenilikçi yatak üreticisi Bambi Yatak’ın hayat geçirdiği “Kadın Eliyle, Emeğiyle” projesi kapsamında yaşatılması amaçlanan Kilis yorganının satışları, Bambi Yatak’ın İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa’daki seçilimağazaları ve web sitesi üzerinden başladı. Kilisli kadınlar tarafından el emeği ile üretilen yorganlar; “Anatolia”, “Firuze” ve “Çingene Kız” ismiyle üç farklı motife sahip.



Konforlu uykunun mimarı Bambi Yatak’ın T.C. Kilis Valiliği, T.C. GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ve Kilis İnsani ve Sosyal Gelişme Derneği iş birliğiyle hayata geçirdiği “Kadın Eliyle, Emeğiyle” projesi, meyvelerini vermeye başladı. Projenin duyurulmasıyla birlikte Kilisli kadınların el emeğiyle üretmeye başladığı Anadolu’nun miraslarından Kilis yorganı, kullanıcıların ilgisiyle karşılaştı. Ticari bir amaç gözetmeksizin kadın emeğini desteklemek ve bu kültürel mirası daha geniş kitlelerle buluşturmak amacıyla projede köprü görevi üstlenen Bambi Yatak, yorganları seçili mağazaları ve web sitesi üzerinden kullanıcılarla buluşturuyor. Satışları devam eden yorganlar, kullanıcılarıyla üç farklı motifle buluşuyor.

Anadolu’nun motif ve desenleri Kilis yorganında hayat buluyor

El emeği geleneğinin modern bir yorumu olan Anatolia, köklerinden güç alan bir estetik dili bugüne taşıyor. Yorganda yer alan her desenin bir adı bulunurken ve her figür kültürel olarak bir anlam ifade ederken geometrik dokular ve canlı renkler, Anadolu kilim motiflerinin zengin sembolizminden ilham alıyor. Derin mavi zemin üzerine işlenen beyaz floral motifler ve Osmanlı çini sanatının zarafetinden ilham alan Firuze, Anadolu’nun geleneksel desen dünyasını modern bir yorumla yeniden üretiyor. Zengin simgeselliğiyle bu desen, hem korunmuş estetik birikimi hem de çağdaş tasarım anlayışını aynı yüzeyde buluşturuyor. Anadolu’nun kadim mozaik figüründen esinlenerek üretilen Çingene Kızise merkezinde yer alan bakışlar sayesinde Zeugma Antik Kenti’nden günümüze ulaşan kültürel mirası yansıtıyor. Geçmiş ile günümüzü bir araya getiren yorganın deseni, hem sanatsal hem de kültürel bir köprü kurmayı amaçlıyor.







11.07.2025

Berrak Turşuları, Dijital Dönüşümüyle Yeni Bir Yolculuğa Çıktı!









Twitch’te Gerçek Zamanlı İletişim Hamlesi
Berrak Turşuları, Dijital Dönüşümüyle Yeni Bir Yolculuğa Çıktı!


42 yıldır şeffaflık, sürdürülebilirlik ve yenilikçilik anlayışıyla Türkiye’nin bereketli topraklarının lezzetlerini sofralara taşıyan Berrak Turşuları, yenilenen marka kimliğiyle dijitalleşme yolculuğunda dikkat çekici bir adım atarak, Twitch ve Fortnite evrenini gerçek zamanlı iletişim hamlesiyle bir araya getiren yaratıcı bir projeye imza attı. Turşu sadece sofralarda kalmadı, Livad iş birliği ile Twitch’e indi ve oyun başladı.



Yenilenen marka kimliği sonrası dijital dönüşüm yolculuğunu kararlılıkla sürdüren Berrak Turşuları, Twitch yayıncısı Nemesis ile gerçekleştirdiği canlı Fortnite yayını ve büyük ödüllü Reverse Taboo yarışmasıyla, marka karakteri Prof. Pickle’ı dijital dünyaya taşıdı. Fortnite oyununda salatalık turşusu fabrikası haritasının açılmasıyla birlikte, Nemesis ile gerçekleştirdiği canlı yayın sırasında izleyicilerle etkileşim kurarak Fortnite evreninde mizahi bir anlatımla sahneye çıktı. Marka, bu özel iş birliği ile oyunseverleri eğlenceli içeriklerle buluştururken, Instagram'da düzenlediği yarışma ve çok kanallı iletişim stratejisiyle kampanyasını geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. Berrak Turşuları, uyguladığı projeyle geleneksel lezzetlerini yeni nesil mecra kullanımıyla buluştururken aynı zamanda yerel kimliğini global dijital kültürle entegre etmeyibaşarıyor.


Yeni nesil tüketiciye, yeni nesil yaklaşım


Geleneksel lezzetlerini modern üretim yöntemleriyle tüketicileriyle buluşturan Berrak Turşuları, yenilikçi dijital stratejisi sayesinde hem pazarlama dünyasında adından söz ettirmeyi hem de tüketicisiyle kültürel bağ kurmayı sürdürdü. Proje üzerine değerlendirmelerde bulunan Zeytursan Genel Müdürü Memduh Can Gökçen, “Hedef kitleyle bağ kurmanın yolu, onların dijital alışkanlıklarını doğru okumaktan geçiyor iç görüsüyle hareket ederek, markamızın iletişimini gençlerin aktif olarak vakit geçirdiği platformlara taşıdık. Twitch üzerinde gerçekleştirdiğimiz kampanya, yalnızca sosyal medya etkileşimlerinden ibaret kalmadı; aynı zamanda marka hatırlanırlığını güçlendiren, toplulukla gerçek bir bağ kurmamızı sağladı. Bu sayede dijital dünyadaki varlığımızı güçlendirdik. Gerçekleştirdiğimiz hamle ile aynı zamanda FMCG sektöründe dijitalleşmenin nasıl yaratıcı ve etkili bir şekilde entegre edilebileceğini de ortaya koyduk. Bugün markamız sadece raflarda değil, dijital kültürde de konuşulan bir aktöre dönüşmüş durumda” dedi.


Eğlenceli bir deneyim



Gerçek zamanlı bir iletişim hamlesi yaparak Twitch’te NemesisTV ile başlatılan canlı yayında, markanın Big Dill skin'i sahiplenmesi ve interaktif bir yarışma düzenlemesi hem oyuncular hem de izleyiciler için eğlenceli bir deneyim sundu. Yarışma sırasında izleyiciler Twitch yayını üzerinden aktif bir şekilde katılım sağlayarak, büyük ödülü kazanmak için yarıştı. Aynı zamanda, Berrak ve Nemesis’in ortak paylaştığı Instagram yarışması ile de katılım süreci sosyal medya mecralarında geniş kitlelere ulaştırıldı. Böylece Twitch’teki eğlenceli yayın anları Instagram’daki etkileşimli yarışmayla birlikte, entegre bir stratejiyle yürütüldü. Berrak Turşuları’nın Twitch’te başlattığı yayında "Salatalık Turşusu Parfümü" gibi esprili dokunuşlar da yer aldı.


Yerelden globale


Berrak Turşuları’nın gerçekleştirdiği kampanya, dijital dönüşümde entegre kampanyaların markalar için ne kadar önemli bir araç olduğunu bir kez daha kanıtladı. Twitch üzerinden yapılan yayının ardından sosyal medya üzerinden başlatılan yarışma, markanın erişimini artırmanın yanı sıra, katılımcıların heyecanını sürdüren bir etkileşim sağladı.Instagram’daki yarışma içerikleri ve sosyal medya paylaşımları, markanın farklı dijital mecralarda etkisini artırmasına yardımcı oldu. Instagram’daki çekilişle 1 kişiye 1 yıllık Berrak ürünleri, 10 kişiye özel hediye paketleri ve 10 kişiye Prof. Pickle formaları hediye edildi. Büyük ödül kazanan ile bir araya gelerek ödülü takdim edildi ve keyifli bir fotoğraf çekimi gerçekleştirildi. Bu özel etkinlik, Berrak’ın dijital dünyadaki etkileşimini pekiştirdiği gibi, markayla güçlü bir bağ kurmak isteyen takipçilerine de unutulmaz bir deneyim sundu.


Proje Künyesi

Reklamveren: Berrak Turşuları

Proje Adı: Prof. Pickle ile Turşu Evreni Genişliyor

Yaratıcı Ajans: Organik İnsan

PR Ajansı: Brandworks

Stratejik Planlama: Elif Şen

İçerik & Proje Yöneticisi: Ayşem Bezsatan Başhan

Kreatif Ekip: Duygu Öztoprak, Gizem Çam, Elif Nehir Babaoğlu, Tuğba Gürsoy

Metin Yazarı: Osman Palabıyık

Oyun İçi İş Birliği: Nihan Göktaş & Nemesis




7.07.2025

Yeni merkezinde büyümesine hız katan Aktaşlar Lezzet Grubu, yenilikçi vizyonunu genişletiyor









Sektöre ilham veriyor, dünyaya geleneksel Türk lezzetleri sunuyor

Yeni merkezinde büyümesine hız katan Aktaşlar Lezzet Grubu, yenilikçi vizyonunu genişletiyor




Türkiye’nin dondurulmuş gıda sektöründeki öncü markalarından Aktaşlar Lezzet Grubu, büyüme hedefleri doğrultusunda kurumsal yapılanmasını güçlendirerek yeni genel merkezine taşındı. 40 yılı aşkın tecrübesiyle Türk mutfağının eşsiz lezzetlerini 30’dan fazla ülkeye ulaştıran şirket, yeni merkeziyle operasyonel kapasitesini artırarak global pazardaki iddiasını güçlendiriyor. Aktaşlar Lezzet Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tamer, “Markamızın yenilikçi vizyonunu da yansıtan yeni ofisimizde hem sürdürülebilir büyüme hedeflerimizi gerçekleştirecek hem de operasyonel kapasitemizi güçlendirecek çalışmalara imza atacağız. Türk mutfağının eşsiz lezzetlerini dünya sofralarına taşırken, ilkelerimizden ödün vermeden üretmeye devam edeceğiz” dedi.



Türk mutfağının geleneksel lezzetlerini 30’dan fazla ülkeye ulaştıran Aktaşlar Lezzet Grubu, 1981 yılında Ordu’da başlayan yolculuğunu, Üsküdar’daki yeni ve modern ofisiyle taçlandırarak büyüme hedeflerine emin adımlarla ilerliyor. Aktaşlar Lezzet Grubu, yeni ofislerinde hem operasyonel kapasitesini güçlendirerek hızlandıracak hem de yerel ve global pazardaki konumunu güçlendirmek için yenilikçi projeler geliştirecek.



“Markamızın yenilikçi ruhu ve sürdürülebilir büyüme vizyonu daha da güçlenecek”

Markanın yenilikçi vizyonunu yansıtan yeni merkezin, daha entegre ve çevik bir organizasyon yapısı sağladığına dikkat çeken Aktaşlar Lezzet Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Aktaş, “Sürdürülebilir büyüme hedeflerimize odaklanırken hem ekip içi verimliliği artırmayı hem de operasyonel gücümüzü daha stratejik bir şekilde yönetmeyi hedefliyoruz. Yeni çalışma alanımız; modern, açık ve ilham veren yapısıyla ekiplerimiz arası iş birliğini artırırken, özellikle pazarlama, iletişim ve ürün geliştirme alanlarında daha hızlı karar alınmasını mümkün kılıyor” diye konuştu.



“Hem üretim gücümüzle hem de markalaşma ve pazar derinliği gücümüzle büyüyoruz”

Aktaşlar Lezzet Grubu’nun globalleşme yolculuğunu destekleyen bu yapı sayesinde tüketici odaklı stratejileri çok daha kolay hayata geçirebildiklerini ifade eden Aktaş, “Sadece üretim gücümüzle değil; markalaşma, pazar derinliği ve uluslararası erişim gücümüzle de büyümeye devam ediyoruz. Yeni merkezimizi, bu süreçte bir ‘dönüm noktası’olarak konumlandırıyoruz. Türk mutfağının geleneksel lezzetlerini dünya sofralarına taşımaya devam ederken, ilkelerimizden ve kalite anlayışımızdan ödün vermiyoruz. Yeni merkezimiz, çalışanlarımızın daha etkin, yaratıcı ve uyum içinde çalışmasına olanak sağlıyor. Yeni merkezimizin, markamızın yenilikçi ruhunu ve büyüme vizyonunu daha da pekiştireceğine inanıyorum” diye konuştu.



https://www.aktaslardondurulmuslezzetler.com/



AKTAŞLAR Hakkında:

Türk mutfağına özgü otantik lezzetleri global gastronomi sahnesine taşımayı misyon edinen Aktaşlar Lezzet Grubu, marka yolculuğuna 1981 yılında Ordu'da 40 kişiye hizmet veren mütevazı bir restoranla başladı. İkinci neslin liderliğinde, aile işletmesi bir başarı hikayesine dönüştü ve Aktaşlar, Pidemiss, Nelipide ve Pideor gibi sevilen markaları ve franchise modelleri ile dünya çapında beğeni kazandı.

Yerli ve yabancı zincir marketler dahip 30’dan fazla ülkede faaliyet gösteren, vegan Lahmacun ve margarita pide gibi inovatif ürünleriyle dondurulmuş gıda ve fast-food sektöründe güçlenen Aktaşlar, Lufthansa, Delta Airlines, Singapur ve Suudi Havayolları ile kurduğu iş birlikleri ile global pazarlardaki gücünü artırmakta, genişleyen ihracat ağıyla lider bir marka olmayı amaçlamaktadır.

10.03.2025

Mehmet Can Ertürk trafik kazasında vefat etti








Ankara'nın önde gelen iş insanlarından Mehmet Can Ertürk trafik kazasında vefat etti



Ankara'nın önde gelen iş insanlarından biri olan Mehmet Can Ertürk geçirmiş olduğu trafik kazasında vefat etti. Ertürk Yenimahalle'de yer alan Ertük Çikolata'nın sahipleri arasında yer alıyordu.




Başkent Ankara'nın en köklü markaları arasında yer alan Ertürk Çikolata'nın sahipleri arasında yer alan Mehmet Can Ertürk geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle hayatını kaybetti. Ertürk Çikolata tarafından yapılan açıklamada Mehmet Can Ertürk'ün cenaze töreninin 11 Mart Salı günü gerçekleştirileceği duyuruldu.

MEHMET CAN ERTÜRK TRAFİK KAZASINDA VEFAT ETTİ!

Ankara'nın sayılı iş insanları arasında gösterilen Mehmet Can Ertürk geçirmiş olduğu trafik kazasında hayatını kaybetti. Ertürk'ün vefat haberi büyük üzüntü yarattı. Ankara'da hayır severliği ve yardımları ile bilinen Ertürk'ün vefat haberi yapılan paylaşımda "Elim bir trafik kazası sonucu Mehmet Can Ertürk Bey'i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Defin 11 Mart Salı günü gerçekleşecektir. Acımız büyük, başımız sağolsun." ifadelerine yer verildi.


Perakendekulis.com




4.03.2025

Kocaman Balıkçılık, KyoKuyo ile ortaklık kurdu







Kocaman Balıkçılık, KyoKuyo ile ortaklık kurdu: Türkiye’de suşi üretimine başlayacak ve ihracatı artırmayı planlıyor



Dünyanın en büyük deniz mahsulleri üreticilerinden KyoKuyo ile ortaklığa giden Kocaman Balıkçılık, ürün gamını genişleterek önce iç pazarda, daha sonra da Türkiye’de suşi üreterek ihracatta büyümeyi hedefliyor. Artan maliyetlere dikkat çeken Kocaman Balıkçılık Murahhas Azası Osman Kocaman, bu durumun ihracata zarar verdiğinin altını çizdi.

Geçen yıl Japonya’nın 88 yıllık deniz mahsulleri devi KyoKuyo ile ortaklığa giden ve bu doğrultuda bir yapılanma süreci geçiren Kocaman Balıkçılık hem iç hem de dış pazarda ürün çeşitliliği yaratarak büyümeyi planlıyor. KyoKuyo’nun Avrupa pazarına açılma sürecinde Kocaman’ın müşteri portföyünden faydalanacağını belirten Kocaman Balıkçılık Yönetim Kurulu BaşkanıOsman Kocaman, “Bir diğer yandan da Türkiye’deki tüketicileri KyoKuyo ve Japon mutfağının su ürünleri ile buluşturacağız” dedi.

30’dan fazla ülkeye ihracat yaptıkları bilgisini paylaşan Kocaman, “İlk etapta ihracattan çok iç pazara odaklandık. Geçen senenin son günlerinde Tayland’dan dondurulmuş suşi ürün gruplarını ithal ederek bu iş için ilk adımları attık. Bu sene, Türkiye’de hacmi 35 milyon doları bulan suşi pazarında yüzde 15 büyüme hedefliyoruz. 2026’dan sonra tekrar ihracata yönelmeyi planlıyoruz”açıklamasını yaptı. Kocaman, 20’den fazla fabrikası bulunan KyoKuyo’nun dünyanın 10 büyük deniz mahsulleri üreticisinden bir tanesi olduğu bilgisini paylaştı.

BANDIRMALI KADINLAR SUŞİ USTASI OLACAK

İç pazarda artan maliyetlerin ve hammadde kıtlığının ihracata zarar verdiğini söyleyen Kocaman, bu durumun ithalatı cazip hale getirdiğini ifade etti. Türkiye’de üretme ve ihracat yapma kültürünü sürdürme isteğinde olduklarını dile getiren,“Ortaklarımızdan ithal ettiğimiz donmuş suşileri ileriki günlerde Bandırma’da üretmeyi planlıyoruz. Bunun için Japonya’dan suşi şefi istihdam edeceğiz. Onlar, kadın çalışanlarımıza suşi yapmayı öğretecekler. Reçetemiz aynı olduğu için Tokyo’da satılan orijinal suşinin aynısı burada da üretilmiş olacak. Türkiye’de üretime başladıktan sonra Orta Doğu, Rusya ve Avrupa’ya suşi ihraç etmeyi planlıyoruz. Türkiye’yi AB için ihracat üssü olarak planlıyoruz” dedi.

TÜRKİYE’DE YILDA 7, AVRUPA 24 KİLO BALIK TÜKETİYOR

Türkiye’deki balık tüketiminin Avrupa’nın çok gerisinde olduğunu söyleyen Osman Kocaman, “Ülkemizde kişi başına düşen yıllık balık tüketimi 6-7 kiloyken bu rakam Avrupa’da ortalama 24 kilo. Hatta Portekiz’de 56, Norveç’te 52, İspanya’da ise 40 kilo gibi oldukça yüksek rakamlara ulaşıyor” dedi. Gelişen gastronomi kültürünün balık dışındaki deniz ürünlerinin tüketimini artırdığına dikkat çeken Kocaman, “Özellikle karides, kalamar, midye ve ahtapot gibi deniz ürünleri ev mutfaklarında pişmeye başladı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2024 Su Ürünleri Ürün Raporu’na göre, Türkiye’de su ürünleri üretimi 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 18.6 oranında artarak 1 milyon tona ulaştı. Bu büyüme deniz avcılığından çok su ürünleri yetiştiriciliği alanında” açıklamasında bulundu.




70’inci yılında Tamek’e iki ödül









70’inci yılında Tamek’e iki ödül

Tamek, Business Honors Awards ödül töreninde; Gusto fonksiyonel makarna sosu lansmanı ile “Sürdürülebilir Satış Stratejileri” ve Ice Tea yenilikçi lansman stratejisi ile “En İyi İş Geliştirme Stratejisi” kategorilerinde ödüle lâyık görüldü.


70’inci yılını kutlayan Türkiye’nin köklü gıda markalarından Tamek, Business Honors Awards’ta iki kategoride ödülün sahibi oldu. Tamek söz konusu yarışmada; Gusto fonksiyonel makarna sosu lansmanı ile “Sürdürülebilir Satış Stratejileri”, Ice Tea yenilikçi lansman stratejisiyle “En İyi İş Geliştirme Stratejisi” kategorilerinde ödül almaya hak kazandı.

Tamek, “Sürdürülebilir Satış Stratejileri Ödülü”ne lâyık görüldüğü Gusto fonksiyonel makarna sosları ile büyüyen makarna kategorisinde tüketimi daha keyifli hale getirmeyi hedefliyor. Nitelikli makarna tüketimini ev ortamında ulaşılabilir kılmayı amaçlayan Tamek Gusto fonksiyonel makarna sosları, pazara sunulduğu ilk günden itibaren yoğun ilgi gördü. Tamek, Gusto fonksiyonel makarna sosları ile ilk üç aylık dönemde,hedeflediği yıllık satış rakamının iki katına ulaşmayı başardı.

Tamek Ice Tea ise, yenilikçi lansman stratejisi ileBusiness Honors Awards’ta “En İyi İş Geliştirme Stratejisi” kategorisinde ödül almaya hak kazandı. 2023 yılında 330 ml teneke ambalajda dört varyantla lansmankampanyasını başlatan Tamek, 2024’te kapsamlı relansman ve kategori genişletme stratejisiyle kampanyayı yaygınlaştırdı. Tamek, yeni fırsatları değerlendirmeyi hedeflediği lansman kampanyası ile güçlü bir büyüme ve marka konumlandırması elde etmeyi başardı.



25.02.2025

DMR Unlu Mamuller simide TSE Uygunluk Belgesi alan ilk firma oldu






Simide TSE Belgesi



DMR Unlu Mamuller simide

TSE Uygunluk Belgesi alan ilk firma oldu

Simit Sarayı’nın iştiraki ve üretim tesisi olan DMR Unlu Mamuller bir ilki gerçekleştirdi. Simidi, modern yöntemlerle, global standartlarda üreten DMR Unlu Mamuller, Türkiye’de simide TSE (Türk Standartları Enstitüsü) Uygunluk Belgesi alan ilk firma oldu.



DMR Unlu Mamuller, Türkiye’de simide TSE (Türk Standartları Enstitüsü) Uygunluk Belgesi alan ilk firma olarak bir ilke imza attı. Bu önemli belge, Türk kültürünün vazgeçilmezi olan simidin, ulusal standartlara uygun olarak üretildiğini tescillerken, aynı zamanda ürünün kalite güvencesini de ortaya koydu.

Simidin özgün yapısını koruyarak modern üretim yöntemleriyle global standartlara uygun hale getiren DMR Unlu Mamuller, aldığı TSE Uygunluk Belgesi ile yüksek kalite anlayışını bir kez daha kanıtladı.

Simidin sadece Türkiye’de değil, uluslararası arenada da sevilen bir lezzet haline getirme hedefiyle çalışan firma, bu belgeyle birlikte hem yerel hem de küresel pazarda sokak simidinin daha güçlü bir yer edinmesine önemli katkı sağlıyor.









24.02.2025

Sagra Grup’a Business Honors Awards’tan beş ödül








Sagra Grup’a Business Honors Awards’tanbeş ödül

OYAK Gıda Sektörü şirketlerinden Sagra Grup,topluma, çevreye ve sektörlerine katkı sunan girişimlerin ve liderlerin ödüllendirildiği Business Honors Awards’tan beş ödül aldı.


Türkiye’nin sevilen markalarını bünyesinde barından Sagra Grup, iş dünyasında uzun vadeli etkiler yaratan; sektörlerine yön veren, yenilikçi ve sürdürülebilir girişimlerin ödüllendirildiği Business Honors Awards’tanbeş ödülle döndü.

Sagra Grup markalarından Tadelle, 2024 yılı sosyal medya kampanyaları ile “En İyi Sosyal Medya Yönetimi”ve parça fındıklı kakaolu fındık ezmesi lansmanı ile “En Yenilikçi Ürün Stratejisi” kategorilerinde, Sarelle ise relansman kampanyası ile “En İyi Tv Reklamı Kampanyası” ve bitter vegan fındık ezmesi ile “En İyi Pazarlama İnovasyonu” kategorilerinde ödülün sahibi oldu. Sagra 1936 Mağazacılık ise çikolata çeşmesi ile“En Yenilikçi Ürün ve Hizmet Geliştirme” kategorisinde ödüle lâyık görüldü.

Otomotiv, finans, enerji, FMCG, teknoloji, inşaat, sağlık, hizmet, medya, eğlence, lojistik ve girişimcilik gibi sektörlerde faaliyet gösteren şirketler, Business HonorsAwards’ta satış, pazarlama, iş geliştirme, kurumsal iletişim ve insan kaynakları kategorilerinde değerlendiriliyor. Topluma, çevreye ve sektörlerine anlamlı katkılar sunan girişimlerin ve liderlerin ödüllendirildiği yarışma, iş dünyasındaki kalıcı başarıların arkasındaki gerçek hikâyeleri, stratejileri ve liderlik yeteneklerini ön plana çıkarmayı hedefliyor.







19.02.2025

Teknosa, LACP Vision Awards’ta 3 ödül birden kazandı, dünya liginde 22’nci sıraya yerleşti








Teknosa, LACP Vision Awards’ta 3 ödül birden kazandı, dünya liginde 22’nci sıraya yerleşti

Türkiye teknoloji perakendeciliğinin ve e-ticaretin öncü markası Teknosa, ilk entegre raporuyla dünyanın en prestijli ödüllerinden LACP Vision Awards’ta ‘Küresel Çapta Platin Ödül’ de dahil olmak üzere 3 ödül birden kazanarak, dünya çapında 22’nci sırada yer aldı.



Sabancı Holding iştiraklerinden Teknosa, sürdürülebilirlik yaklaşımını, entegre raporlama stratejisini ve kurumsal şeffaflık konusundaki güçlü iletişimini uluslararası arenada bir kez daha tescilledi. Teknosa, ‘2050 Net Sıfır Emisyon ve Sıfır Atık’ hedefi doğrultusunda sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını ve yarattığı değeri ortaya koyduğu ilk entegre raporuyla, dünyanın önde gelen şirketlerinin raporlarını değerlendiren Amerikan İletişim Profesyonelleri Birliği(League of American Communications Professionals-LACP)tarafından düzenlenen LACP Vision Awards’ta 100 üzerinden 99 alarak 3 ödülle döndü.



Kendi kategorisinde en yüksek puanı aldı

Teknosa, 20'den fazla ülkeden yaklaşık 1000 başvurunun yapıldığı yarışmada, kendi kategorisindeki en yüksek puanı alarak ‘Küresel Çapta Platin Ödül’ün sahibi oldu. Şirket aynı zamanda, sektördeki en iyi uygulama örneği olarak, ‘Dünya Çapında En İyi 100 Rapor’ ödülü ile ‘Dünya Çapında En İyi İç Rapor’ ödülünü de kazandı. Teknosa, ilk izlenimden hissedar mektubuna, finansal içerikten yaratıcılığa entegre rapordaki pek çok kriterin değerlendirildiği yarışmadaki başarısıyladünya çapında 22’nci sırada yer aldı.



“Gelecek Teknosa’da güzel” mottosuyla hazırlanan ödüllü raporu aşağıdaki linkten inceleyebilirsiniz:https://yatirimci.teknosa.com/Content/files/Teknosa%20Entegre%20Rapor%202023.pdf



Teknosa Hakkında

Teknosa İç ve Dış Ticaret A.Ş. 2000 yılında, teknoloji perakendeciliği sektöründe; elektronik, bilişim, iletişim, kişisel bakım ve optik alanlarında satış ve pazarlama platformu oluşturmak üzere, Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş. bünyesinde kurulmuştur. Teknosa, konusunda uzman çalışanlarıyla teknoloji alanında en doğru ürünü, en uygun fiyat ve en üstün hizmet kalitesi ile bütünleştirerek tüketicilere sunmayı hedefleyen bir perakende zinciridir. Türkiye’de teknoloji perakendeciliğinde hizmet veren ilk ve en yaygın mağaza zinciri olan Teknosa, bugün mağazaları, teknosa.com ve mobil platformlarıyla çoklu kanalda kesintisiz hizmet vermektedir. Teknosa, Teknosacell markasıyla mobil hat ve iletişim hizmeti veren tek teknoloji perakende şirketidir. Daha detaylı bilgiye www.teknosa.com adresinden ulaşabilirsiniz










17.02.2025

ETBİR - Ramazan'da Et Fiyatları Artışı Hakkında Basın Açıklaması







Ramazan Ayında Kırmızı Et Fiyatlarında Artış Beklenmiyor



Son günlerde kamuoyunda kırmızı et fiyatlarında artış olacağına dair çıkan haberler üzerine, Et Üreticileri Birliği (ETBİR) olarak kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla açıklama yapma gereği doğmuştur. Ramazan ayı öncesinde et piyasasına yönelik gerçekleştirilen değerlendirmeler, Tarım ve Orman Bakanlığımızın almış olduğu önlemler ile mevcut talebin dengeli bir şekilde karşılanacağı düşüncesindeyiz.

Ramazan aylarında et tüketiminde artış yaşandığı bilinse de sektörümüz bu sürece hazırlıklı olup, piyasalarda fiyat dalgalanması yaşanmaması adına gerekli tedbirleri almıştır. Üreticiler, tüketicilere kaliteli ve güvenilir ürün sunma konusunda kararlılıkla çalışmalarına devam etmektedir.

Ayrıca, Et ve Süt Kurumu, Ramazan ayı öncesinde kırmızı et fiyatlarının dengelenmesi için gerekli tedbirleri alarak, vatandaşların uygun fiyatlarla ete ulaşabilmesi adına çalışmalarını sürdürmektedir.

ETBİR olarak, kamuoyunun sağlıklı bilgilere ulaşmasını önemsiyor ve kırmızı et fiyatlarında Ramazan ayı süresince herhangi bir artış beklentisi olmadığını bir kez daha vurguluyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Et Üreticileri Birliği (ETBİR)

14.02.2025

Gimat Gross Keçiören Ankara'da yeni şube açtığını duyurdu.








Gimat Gross Ankara’da emin adımlarla büyümeye hız verdi. Keçiören ovacıkta bir şube açarak şube sayısını artırdı.

Gimat Gross yeni şube açtığını duyurdu

Gimat Gross Keçiören Ankara'da yeni şube açtığını duyurdu.




Gimat Mağazacılık Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den KAP'a yapılan açıklamada;

"Şirket Yönetim Kurulu'nun 12.11.2024 tarihinde şirket merkezinde yapmış olduğu toplantı sonucunda, Şirketimiz Yönetim Kurulu tarafından, Ovacık Mahallesi, Yozgat Bulvarı N61 B Blok Keçiören / ANKARA yeni bir şube açılmasına karar verilmiş ve 12.11.2024 tarihinde duyurusu yapılmış olan şubenin tescil işlemleri tamamlanmıştır.

Tescil işlemine ilişkin ilan 18.11.2024 tarih ve 11209 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanmıştır." denildi.




5.02.2025

Getir ortakları ve kurucular arasında ipler gerildi! CEO Gültakan görevinden alındı








Hızlı teslimat şirketi Getir'in CEO'su Batuhan Gültakan, şirketin kurucusu Nazım Salur'un oğullarından oluşan yönetim kurulu tarafından görevden alındığını açıkladı. Gültakan, kararın gerekçe sunulmadan alındığını belirtti. Getir, son dönemde büyük bir yeniden yapılanma sürecinden geçiyor.






Getir Türkiye'nin CEO'su Batuhan Gültakan'ın, şirketin yeniden yapılanma sürecinde artan çekişmeler ve gerilimler nedeniyle görevine son verildiğini duyurdu. Gültakan, Getir'in kurucusu Nazım Salur’un oğullarından oluşan Türkiye yönetim kurulunun, gerekçe göstermeden görevine son verdiğini belirtti.

"Görevime bir gerekçe olmadan son verildi"

Reuters’a açıklamada bulunan Gültakan, "Geçen hafta Getir kurucusu Nazım Salur'un oğullarından oluşan Türkiye yönetim kurulu görevime -bir gerekçe olmadan- son verdi" dedi.




Getir’in en büyük hissedarı olan Mubadala tarafından hazırlanan ve kurucu ortaklar aleyhine olan şirketi yeniden yapılandırma planı, geçen ay yapılan genel kurulda kabul edilmişti. Nazım Salur ve diğer kurucu ortaklar bu plana karşı çıkmışlardı.

Mubadala’dan Gültakan'a tam destek

Batuhan Gültakan, 2015 yılında Getir’e katılmış ve 7 yıl sonra şirketin CEO'su olmuştu. Ancak, görevden alma kararına ilişkin resmi bir açıklama yapılmazken, Reuters’a konuşan bir kaynak, Gültakan’ın Mubadala’dan tam destek aldığını ifade etti.

Geçmişte piyasa değeri 10 milyar doların üzerinde olan Getir, geçen yıl tüketici talebindeki azalma nedeniyle olumsuz etkilenmiş ve şirketin yeniden yapılanma sürecine gitmişti. Şirket, yurtdışı operasyonlarını sonlandırmıştı.

Ne olmuştu?




Geçen yıl, Getir'in kurucusu Nazım Salur ve diğer ortaklar, şirketin ikiye bölünmesi karşılığında 250 milyon dolarlık bir kaynak sağlanması için Mubadala ile anlaşma yapmıştı. Salur, Mubadala’nın bu anlaşmayı ihlal ettiğini ve kuruculara karşı "darbe" niteliğinde bir yeniden yapılanma planı uygulamaya çalıştığını belirterek, Mubadala aleyhine hukuki süreç başlatacağını açıklamıştı. Orada

3.02.2025

TotalEnergies İstasyonları ve M Oil’den yapay zekâ destekli Hijyen Kalkanı Projesi








TotalEnergies İstasyonları ve M Oil’denyapay zekâ destekli Hijyen Kalkanı Projesi



Temizlik süreçlerini Hijyen Kalkanı Projesi ile dijitalleştiren TotalEnergies İstasyonları ve M Oil, proje ile hijyen standartlarının yanı sıra müşteri memnuniyetini de en üst seviyeye çıkarmayı hedefliyor.Yapay zekâ destekli bir sistem ile temizlik süreçlerinindenetlendiği proje kapsamında, görevlerini başarıyla yerine getiren personeller de ödüllendiriliyor.



Güzel Enerji çatısı altında faaliyet gösteren TotalEnergiesİstasyonları ve M Oil, hijyen standartlarını yeni bir boyuta taşımak amacıyla geliştirdiği Hijyen Kalkanı Projesi’ni hayata geçirdi. İstasyonlardaki temizlik süreçlerini dijitalleştiren proje ile hijyen standartlarının yanı sıra müşteri memnuniyetinin de en üst seviyeye çıkarılması hedefleniyor.



İstasyonlardaki tuvalet temizliğinin merkezi olarak planlandığı yenilikçi bir uygulama olan Hijyen Kalkanı Projesi, süreçlerin dijital olarak takip edilmesine olanak sağlıyor. Merkezi bir temizlik planı çerçevesinde belirli periyotlarla görev atamalarının yapıldığı projede, görevlerin tamamlanma süreci yapay zekâ destekli bir sistem ile denetleniyor.



Başarılı personeller ödüllendiriliyor

Temizlik öncesi ve sonrası fotoğrafları değerlendiren yapay zekâ destekli bir sistemi içeren Hijyen Kalkanı uygulaması ile temizlik kalitesi objektif bir şekilde ölçülüyor ve görevlerini başarıyla yerine getiren temizlik personeli ödüllendiriliyor. Aynı zamanda, her ayın sonunda kazandıkları puanlar karşılığında hediye alışveriş çeki verilen çalışanlarınmotivasyonlarının artırılması da hedefleniyor.








23.01.2025

Eko Gross Kimin










Ankara’da isminde söz ettiren Eko Gross hızlı büyümeyle dikkatleri üzerine çekmektedir.

Eko gross Aybimaş yan kuruluşudur. Gross marketler açarak büyüme hedeflerine adım adım yaklaşmaktadırlar.

Aybimaş, 1982 yılında kurucumuz Ahmet Ayan tarafından kurulan Ayanoğlu Bakkal ile ticaret hayatına başladı. Ayanoğlu kardeşler ise 2014 yılı itibariyle kurumsallaşma yönünde ilk adımı atarak şubeleşmeye başladılar. İlk olarak Kırıkkale’nin Bahşılı ilçesinde merkez şube olarak kurulan Aybimaş Marketler Zinciri, sonraki yıllarda Kırıkkale Merkeze de şube açarak atılıma başlamıştır. Kırıkkale’nin Yenimahalle bölgesinde halkın ihtiyaçlarını öngörerek bir şube daha açmış ve marketler zincirine yeni bir halka daha eklemiştir. Aybimaş, 2018 yılına kadar Kırıkkale’nin her köşesine şube açılışı gerçekleştirerek, markanın tutundurma faaliyetlerine odaklanmıştır.

Mağazaların kurumsallaşması gerektiği bilincini taşıyan yönetim, kurumsal itibar ve markalaşmanın, öncelikli olarak müşteri memnuniyetinden geçtiğinin bilincine vararak, alanında uzman kişi ve kurumlarca kurumsal imaj yönetimine yönelmiştir. 2019 yılına gelindiğinde zincir market sektöründe ki varlığını ispat etmiştir.

Ayanoğlu Şirketler Grubu yalnızca market – alışveriş sektöründe değil, aynı zamanda Kız Öğrenci Apartı da açarak hizmet sektörünün çeşitli alt dallarında da faaliyet göstermeye başlamıştır. 2019 yılının başlarında Aybimaş Tanzim markası adı altında Ankara’ya açılarak, bugüne kadar 10 şubeye ulaşmıştır. Halen de Ankara’da şubeleşerek büyümeye devam etmektedir.

Son olarak, Kırıkkale merkezde Altunbilekler AVM ile Makro AVM’yi bünyesine katan Aybimaş A.Ş., Alışveriş Merkezi olarakta hizmet vermeye başlamıştır.

Aybimaş markası, AVM ve market zincirleri ile her geçen gün büyümeye devam ederken, hizmet kalitesini en üste çıkartarak, reyonlarının tamamında en taze, en uygun fiyatlı ürünleri müşterilerine sunmaktadır. Bununla birlikte müşteri memnuniyetini en üst düzeye çıkarmayı hedeflemektedir.




20.01.2025

Getir-BAE arasındaki krizde Mubadala'dan yeni açıklama!








Getir'in kurucusu Nazım Salur, şirketin en büyük yatırımcısı olan Abu Dabi devlet fonu Mubadala'nın haklarına 'çökmeye' çalıştığını ifade ederek hukuki süreç başlatmıştı. Amsterdam'da görülecek duruşmanın tarihi belli olurken, Mubadala'dan da ilk açıklama geldi.






Pandemide büyüyerek Avrupa ve ABD pazarına açılan Getir, talep azalınca uluslararası faaliyetlerini sonlandırdı. Bununla birlikte ikiye bölünme kararı alan şirket, Abu Dabi devlet fonu Mubadala'dan 250 milyon dolarlık bir kaynak aldı. Mubadala şirketin en büyük yatırımcısı olurken, bölünme sürecinde büyük bir kriz patlak verdi.

Duruşma 24 Ocak’ta

Getir'in kurucusu Nazım Salur, Mubadala'nın 'haklarına çökmeye' çalıştığını belirterek, şirketin ikiye bölünmesi konusunda anlaşmaya sadık kalınmadığını ifade etti ve hukuki süreç başlattı. Salur, 24 Ocak’ta Amsterdam Temyiz Mahkemesi’nde duruşmalarının olduğunu açıklayarak "Türkiye ve İngiltere’de de hukuki mücadeleye devam edeceğiz" dedi.

Mubadala'dan yeni açıklama!




Blomberg HT'nin haberine göre, Salur'un iddialarının ardından Mubadala da sessizliği bozdu. Mubadala'dan konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Mubadala, 19 Ocak 2025'te yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında Getir hissedarlarının şirket için bir yeniden yapılandırma planı lehine oy kullandığını ve onayladığını teyit etmekten mutluluk duymaktadır. Söz konusu yeniden yapılandırma planı daha önce Mubadala tarafından önerilmiş ve Getir Bağımsız Yönetim Kurulu üyeleri tarafından oy birliği ile onaylanmıştı.

Bu planın onaylanması, Getir için önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor ve Yönetim Kurulu tarafından 2024 yılında onaylanan mevcut uzun vadeli strateji ve 2025 iş planı ve bütçesi doğrultusunda gerekli olan kritik finansmana ve kaynaklara erişim sağlıyor. Mubadala, onaylanan yeniden yapılandırma planını hayata geçirmek için Getir'in tüm paydaşlarıyla birlikte çalışmaktan mutluluk duyuyor."

Ne olmuştu?




Salur, Mubadala'nın bölünme yerine alternatif bir planı devreye almak istediğini ve bunu Olağanüstü Genel Kurul’a sunacağını duyurmuştu. Salur, kararın kendilerine bırakılacak şirketlere "çökme"yi amaçladığını savunmuş, Mubadala’nın, anlaşmayı hukuksuzca yok saydığını iddia etmişti.

Mubadala da ilk açıklamasında, ortakların ikiye bölünme anlaşmasını yerine getiremeyeceklerini ortaya koymaları üzerine anlaşmanın yerine geçecek bir işlem kurgulandığı ifade ederek, işleme onay için genel kurulun toplanacağını ifade etmişti. Mubadala tarafından yapılan açıklamada, yeni mekanizmanın "Getir'e mali istikrar getireceği, uzun vadeli faaliyet planının uygulanmasını ve 18 bin Türk çalışanın istihdamının sürdürülmesini sağlayacağı" ifade edilmişti.

Her Hakkı Saklıdır © 2014-2021 - Şartlar - İletişim - Hakkımızda