Perakende

Haber

AVM ETKİNLİK

Perakende

Haber

PERAKENDE EĞİTİM

11.11.2019

Türkiye'de Yabancılara Yasak Olan Meslekler







Türkiye'de Yabancılara Yasak Olan Meslekler


Nitelikleri gereği T.C Vatandaşı olmayanların ülkemizde bazı meslekleri yapmaları bu meslekte çalışmaları kanunen yasaktır. Bu yazımızda perakendekulis.com ailesi olarak okurlarımızı bu konu hakkında ve bilgi edinmek isteyen takipçilerimizi aydınlatmak için araştırmalar yaparak yazıya döktüğümüz makalemizi okuduğunuzda Türkiye'de yabancılara yasak olan meslekler hakkında bilginiz olacaktır.



Bu konudaki ayrıntılı düzenleme 2007 sayılı Türkiye’deki Türk Vatandaşlarına Tahsis Edilen Sanat ve Hizmetler Hakkında Kanun ile yapılmıştı. Dolayısıyla bu Kanunda belirtilen mesleklerde yabancı uyruklular çalışamıyordu. Ancak daha sonra 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun 35 inci maddesiyle bu Kanun 6 Eylül 2003 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırıldı.

Bir başka yabancıların çalışma şartı; talep edilen mesleğin yabancılara yasaklanmamasıdır. Yabancıların İkamet ve Seyahatları Hakkmdaki Kanunun 15. maddenin ilk fıkrası “yabancılar Türki­ye’de ancak kanunun kendilerine men etmediği işleri tutabilirler” demek suretiyle yabancıların çalışmasına bir ön şart getirmektedir. Pasaport Kanunu da benzer bir hüküm getirerek yabancıların ça­lışmasına sınırlama getirmektedir. 1932 yılında yürürlüğe giren 2007 sayılı Türkiye’de Türk Vatandaşlarına Tahsis Edilen Sanat ve Hizmetler Hakkında Kanun yabancılara yasak olan meslekleri be­lirtmişti. Kanunun 1. maddesine göre; fotoğrafçılık, berberlik, bakıcılık, bekçilik, kapıcılık, hizmetçilik, eğlence işleri, şarkıcılık borsa aracılığı ve simsarlık, elbise, şapka ve ayakkabı üreticiliği, devlet özelinde bulunan maddelerin satıcılığı, rehberlik, inşaat işçilikleri, şoförlük, veterinerlik ve kimyagerlik meslekleri yabancılar yasaktır. Ayrıca, Kanunun 2. maddesine göre; Bakanlar Kuru­lu izin vermedikçe makinistlik pilotluk ve kamu işçiliği hizmetleri yabancılar tarafından yapılamaz. 4817 sayılı Kanun ile 2007 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılsa da yabancılara yasak olan meslekler diğer kanunlarda önemli ölçüde korunmaktadır.

Sağlık alanı yabancılara yasak mesleklerin en fazla olduğu alan­lardandır. Bu alanda Türk vatandaşlara hasredilen mesleklerle ilgili en önemli düzenleme 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanundur. Kanun doktorluk mesleğinin yapıla­bilmesi için Türk vatandaşlığı şartını getirmekteydi. Kanunun 1. maddesinde değişiklik yaparak 2011 yılında çıkan bir KHK ile doktorluk yabancılara yasak mesleklerden çıkartılmıştır. Aynı KHK ile 6283 sayılı Hemşirelik Kanununda”0 değişiklik yapılarak hemşi­reler için Türk olma şartı kaldırılmıştır. Bu kanun değişikliği doğrul­tusunda yabancı sağlık meslek mensuplarının çalışma şartlarını dü­zenleyen yönetmelik bir sonraki yıl çıkarılmıştır. 1219 sayılı Ka­nunun diğer maddelerinde hüküm altına alınmak üzere dişçilik, ebe­lik ve hastabakıcılık meslekleri için Türk olma şartı devam etmekte­dir. Benzer şekilde, 6197 sayılı eczacılar ile ilgili Kanunda ve vete­riner hekimliği ile ilgili Kanunda Türkiye’de eczacılık ve veteriner­lik yapabilmek için Türk vatandaşı olmanın şart olduğu düzenlen­miştir. Fakat gidişat bu mesleklerin de yabancılara yasak olmaktan çıkacağı yönündedir. 663 sayılı KFIK aynı zamanda sağlık kuruşla­rında yabancı uzmanların da çalıştırılabileceğini düzenlenmiştir. Buna karşın Hususî Hastaneler Kanunu uyarınca Özel hastanelerde sorumlu müdürlük için Türk vatandaşı olma şartı devam etmektedir.

Türk gemilerinde ve sularında faaliyette bulunulan nitelikli meslekler açsısından denizcilik alanı genelde Türklere özgüdür. Cumhuriyetin kurulmasından yalnızca birkaç sene sonra Kabotaj Kanunu ile bir bağımsızlık ve egemenlik göstergesi olarak Türkiye sahillerinde genelde Türk vatandaşlarının çalışması esas alınmıştır. Türk Uluslararası Gemi Sicil Kanununa göre Türk olarak tescil edilen gemilerde ve yatlarda kaptanın Türk olması şarttır. Kabotaj Kanununa göre ise sahillerde yolcu taşımak, liman işleri yapmak ve kılavuzluk Türk vatandaşlarına hasredilmiştir. Ayrıca Kanunda diğer maddelerde geçtiği üzere balık, istiridye, midye, sünger, inci. mercan vb. ihracı, dalgıçlık ve arayıcılık, kılavuzluk, çarkçılık, katiplik ve tayfalık da yabancılara yasaktır.

Adalet alanının istihdam açısından yabancılara neredeyse ta­mamen kapalı olduğu söylenebilir. Kamu görevlisi hükmündeki hakim ve savcılık meslek mensupları ve diğer yardımcı personel dışında serbest olarak çalışabilen noterler ve avukatlar da Türk vatandaşı olmak zorundadır. Noterlik Kanununa göre noterlik stajına kabul edilebilmek için ve Avukatlık Kanununa göre Avu­katlığa kabul edilebilmek için Türk vatandaşı olmak gerekir. Ben­zer bir şekilde. Gümrük Kanuna göre gümrük müşavir ve yardım­cısının Türk olması zorunludur. Son olarak kamu kurumlarının güvenlikleri ile ilgili Kanun uyarınca sadece Türkler özel veya kamu kuruluşlarında güvenlik görevlisi olarak çalışabilirler.

Özet olarak  yabancılara yasak olan meslek­ler şunlardır:

* Dişçilik
* Ebelik  
* Hastabakıcılık
* Eczacılık
* Veterinerlik
* Özel hastanelerde sorumlu müdürlük
* Kara suları dahilinde kaptanlık, balık, istiridye, midye, sünger, inci, mercan vb. ihracı, dalgıçlık, arayıcılık, kılavuzluk, çarkçı­lık, katiplik, tayfalık
* Avukatlık
* Noterlik
* Gümrük müşavirliği
* Özel veya kamu kuruluşlarında güvenlik görevlisi

Türkiye’de yabancılara yasaklanan meslekler kuralına Türk soy­lu yabancılar istisna oluşturur. Burada hatırlatmak gerekir ki, Türk soylu yabancılar çalışına izninden muaf tutulmamışlar, sadece değer­lendirme kriterlerinden muaf tutulmuşlardır. O halde Türk soylu yabancılar çalışma izni alarak çalışacaklar, bununla birlikte yabancı­lara yasaklanan meslekleri de serbestçe yapabileceklerdir. Dikkat edilmelidir ki, Türk soylu yabancıların çalışmalarına dair yapılan değişiklikler ve 4817 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatı, yabancılara yasak mesleklerle ilgili herhangi bir hükmü içermemektedir.

Yabancılara serbest olmasına karşın Türkiye’de yapacağı mes­leklerle ilgili olarak ayrı, zorlaştırıcı kurallar mühendis ve mimarlar için geçerlidir. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanununa göre; Türkiye’de mühendislik ve mimarlık mesleklerinin icra edile­bilmesi için, ihtisasa uygun bir odaya kaydolunmasın!n zorunlu ol­duğu, yabancı mühendislerin ise Bayındırlık ve İskan Bakanlığı (şimdi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) ile Odalar Birliğinin (TOBB) görüşleri alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca verilen çalışma izni ile çalıştırılabileceği ve Türkiye’de bir aydan fazla kal­maları halinde, ihtisaslarına en yakın odaya geçici üye olarak kay­dolmaları gerektiği hükme bağlanmıştır. Ayrıca, yabancı müteahhit veya yabancı kuruluşların, Türkiye’de Devlet daireleri ile resmi ve özel kuruluş ve şahıslara karsı resen veya yerli kuruluşlarla birlikte taahhüt ettikleri mühendislik veya mimarlıkla ilgili islerde, yalnız bu işe münhasır kalmak kaydıyla, çalışma izni verilebilir.

Öztiryakiler Japonlar ile Ortak Oldu



Türkiye’nin lider endüstriyel mutfak ekipmanları üreticisi Öztiryakiler, merkezi Japonya’da bulunan ve sektörün dünyadaki en büyük üç firmasından birisi olan Hoshizaki Corporation ile yüzde 28,6 oranında ortak olmak için anlaşmaya vardı.
Konu ile ilgili olarak Öztiryakiler’den yapılan açıklamada, dünya genelinde 51 grup şirketi ve yaklaşık 13 bin çalışanı olan dünya devi ile yapılan ortaklık anlaşmasının hem Türkiye hem de Öztiryakiler açısından çok önemli olduğunun altı çizildi ve Hoshizaki’nin Türkiye’ye, Türk ekonomisine ve Öztiryakiler’e duyduğu güvenin kendileri için gurur kaynağı olduğu belirtildi.

Öztiryakiler’in ismi değişmeyecek

Japon Hoshizaki Corporation ile varılan anlaşma uyarınca Öztiryakiler’in mevcut yönetim yapısında bir değişiklik olmayacak, şirketin ismi ve iş yapış şekli aynı kalacak. Ortaklık anlaşmasında, Öztiryaki ailesinin yönetime olan katkısı, tecrübeleri ve işindeki başarısının değişmez bir değer olarak koruyarak iyileştirilmesinin hedeflendiği kaydedildi.

Açıklamada, “Öztiryakiler olarak, gelişen ve globalleşen dünyada daha kaliteli, daha hızlı ve verimli üretim yapmak, yenilikler tasarlamak ve büyük yatırımlara imza atmak için Hoshizaki’den gelen talep üzerine bu ortaklığı gerçekleştiriyoruz. Hoshizaki ve Öztiryakiler sinerjisi şirketimizin hızlı büyümesine ivme katacak. Hoshizaki ile çok daha geniş bir coğrafyada rekabet üstünlüğü elde edeceğimize inanıyoruz” denildi.

Japon şirket Avrupa’da pazar payını artıracak

Hoshizaki’den yapılan açıklamada ise Öztiryakiler’in yüksek kaliteli, rekabetçi ürünler ve üretim sistemleri sunabilmesinin yanında Orta Doğu, Avrupa ve Afrika ülkelerindeki geniş satış kanalları sayesinde yüksek büyüme ve karlılık potansiyeli sunan bir değer olduğu kaydedildi. Açıklamada, “Şirketin mevcut yönetimi Orta Doğu, Afrika ve Avrupa pazarları hakkında derin ve geniş bilgileriyle büyümesini sürdürmeye devam ederken Öztiryakiler’e yatırım yapacağız. Böylelikle Avrupa’daki ürünlerimiz için pazar payımızı artırmayı ve buzdolabı imalatıyla Öztiryakiler ile sinerji yaratmayı hedefliyoruz. Ayrıca ürün geliştirme, ürün çeşitliliği ve fiyat rekabetçiliğinin yanı sıra üretkenliği ve artırılmış kaliteyi desteklemeyi umuyoruz” denildi.

130 ülkeye ihracat yapıyor

1958 yılından bu yana bir aile şirketi olarak faaliyet gösteren Öztiryakiler, toplam 140 metrekare üretim tesisine, bin 300 çalışana ve 5 bine yakın ürün çeşidine sahip. 30 ülkeye ihracatı ile sektöründe lider olan Öztiryakiler, Türkiye’de ve dünyada anahtar teslim proje üreticisi konumunda bulunuyor. Şirket dünyada 106 satış ve 83 satış sonrası servis hizmet noktası ile global tanınmış markalar arasında yer alıyor. Orta Doğu, Avrupa, Afrika, Asya ve Güney Amerika kıtalarında satış kanallarıyla ihracatta hızlı bir büyüme gösteren Öztiryakiler’in yönetimi tümüyle Öztiryaki Ailesi’ne ait.

1947’de kurulan Japonya merkezli Hoshizaki Corporation, dünya genelinde toplam 51 grup şirketi ve 12 bin 982 çalışanı ile faaliyet gösteriyor. Dünyada sektörünün en büyük ilk üç firmasından birisi olan Hoshizaki’nin hisseleri Japon borsasında işlem görüyor.

Japonya dışında faaliyetlerini genişletmek konusunda proaktif bir yaklaşım içerisinde olan Hoshizaki, gelecekteki büyümenin anahtarı olarak, satışları ve pazar payını arttırmak amacıyla şirketin hâlihazırda takip ettiği gelişmiş ülkelere ek olarak büyümekte olan ekonomileri de hedefliyor.

Denizciler Yaklaşan Felakete Dikkat Çekiyor



“İklim değişikliğinin denizlere etkisi ve denizcilik sektörü” başlıklı İklim Değişikliği Kurultayı’nda, tehlikenin boyutları her yönüyle 13 Kasım 2019 Çarşamba günü İstanbul’da ele alınacak.

Deniz Kültürü Derneği ve Nişantaşı Üniversitesi’nin iş birliği ve İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın desteği ile denizcilik sektöründe ikinci kez düzenlenecek olan “İklim Değişikliği Kurultayı” son yıllarda tüm dünyayı etkisi altına alan iklim değişikliği sorununu gözler önüne seriyor. Dünyanın vaktinin her geçen gün azaldığına dikkat çekecek olan kurultay, çözüm yolları ortaya koymayı hedefliyor.

Son yarım milyar yılda, dünya tam beş kitlesel yok oluş yaşadı ve şimdi de altıncısına hazırlanıyor. İnsanlık, küresel terör, bölgesel savaşlar ve düzensiz göç hareketiyle uğraşırken; dünya hızlı bir yok oluşa gidiyor. Tehlike çanlarını çalan ise bizzat iklim değişikliği!

USTA İSİMLER İKLİM FARKINDALIĞINA DİKKAT ÇEKECEK

Doğal felaketler yüzünden her yıl 26 milyon kişinin yerinden olduğu ve önümüzdeki 35 yıl içerisinde dünyanın her yerinde deniz seviyesinin yükseleceği gerçeği üzerinden, gelecek yıllarda denizcilik sektörünün ve denize kıyısı olan ülkelerin nasıl etkileneceği tartışma konuları arasında yer alıyor. Denizcilik sektörü iklim değişikliğinin önüne geçmek için üzerine düşeni yapıyor mu? Bürokratlar, sektörün amiral gemisi Deniz Ticaret Odası, armatörler, tersane sahipleri ve yöneticileri, denizcilik sektörünün tüm bileşenleri bu kötü gidişe son vermek için ne düşünüyor? Neler yapıyorlar? Bütün bunlar tüm gün sürecek olan kurultayın panel konularını oluşturuyor. İklim farkındalığı ve temiz denizler açısından medyanın toplum üzerindeki etkilerinin tartışılacağı kurultaya birçok gazeteci de konuşmacı olarak katılacak. İklim değişikliği konusunda toplum üzerinde medyanın etkilerinin konuşulacağı ilk panele Gökhan Abur, Meliha Okur, Oğuz Haksever, Mahmut Övür, Ogün Yıldız ve Serkan Ocak katılacak.

İklim sorununa karşı gösterdiği duyarlılıkla dünyada başlayan kitlesel harekete Türkiye’den ilk ses veren isimlerden olan 12 yaşındaki Samra Samer de etkinliğe katılarak öncülük ettikleri iklim grevinin nedenlerini ve amaçlarını anlatacak.

STK’lar, devlet kurumları ve sektör temsilcilerinin katılacağı kurultayda, iklim değişikliği tehdidi altındaki denizler konusu gündeme getirilerek yapılan çalışmalar anlatılacak. Son yıllarda artan iklim değişikliği sorununun, önümüzdeki yıllarda ülkemizdeki denizleri nasıl etkileyeceği masaya yatırılacak. Denizcilik sektöründe yeni iklim düzeni için yapılan yatırımların da konuşulacağı kurultayda, iklim değişikliğinin insan sağlığına ve doğaya etkileri ise bir diğer konu başlığını oluşturuyor.

İklim değişikliği kurultayı özellikle çevre konusunda farkındalık kampanyalarına katılmış kişilerin çabalarını da görünür kılmayı amaçlıyor. Bu nedenle kurultay sonunda bu konu için katkı yapan gazeteci, sanatçı, televizyoncu, denizcilik sektöründe faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlara da özel bir törenle “Deniz Yıldızı Çevre Ödülü” verilecek.
Her Hakkı Saklıdır © 2014-2018 - Şartlar - İletişim - Hakkımızda