9.08.2018

Modern Kölelikte Market ve Mağaza Çalışanları



Modern kölelikte bir antrparantez: Market ve mağaza çalışanları 

Günümüzde eskisinden çok daha fazla kişi hizmet sektöründe çalışıyor. Sanırım gelecekte bu sayı daha da artacak. Kimimiz uçak bileti satıyor, kimimiz hamburger… Kimimiz tepsi taşıyor, kimimiz yolcu… Hepimiz birbirimize hizmet eder hale geldik.

Son yıllarda modern kölelik denildiğinde aklıma ilk gelen; alışveriş merkezlerinde, mağaza ve marketlerde çalışan satış danışmanları, kasa ve reyon görevlileri oluyor. Bunun bir sebebi, sık sık günlük hayatın içinde onları görmem ve alışveriş sırasında devamlı onlarla iletişim halinde olmam, bir diğer sebebiyse bu çalışanların herhangi bir insan evladının kaldıramayacağı yoğunlukta, saatlerce ve çok ağır şartlarda çalışıyor olmalarıdır.

Günümüzde haftalık çalışma süresi yasal olarak kırk saattir. Özel sektörde ise bazı işyerleri bu süreyi aşabiliyor ki bu hepimizce bilinen bir durum ama market ve mağaza çalışanları, özellikle orta çaplı market ve pastane gibi mağazalarda çalışanlar neredeyse haftada yüz saat çalışmak zorunda kalıyor.

İşin garip yanı bugüne kadar bu konu üzerinde hiç kimse yeterince durmadı. Devletimizin de, market ve mağaza tarzı işyerlerinde, günde sekiz saatin çok çok üzerinde bir mesaiyle çalışanların iş koşullarını düzeltmek adına bir çalışma ya da denetleme yaptığına bugüne kadar şahit olmadım. Bilinen ama fark edilmeyen bu görünmez işkenceyi tüm çıplaklığıyla gözler önüne serme işi de böylece bana düştü.

Hem yoğun çalışma saatlerini hem de çalışanların karşılaştıkları zorlukları, fark ettiğim ölçüde anlatmalıyım. Çünkü milyonlarca kişinin maruz kaldığı, böylesine büyük bir köleliğin ve derin ızdırabın artık su yüzüne çıkarılması ve dillendirilmesi gerekiyor. Bunu yaparken de bu sefer iğneyi çuvaldıza değil, birazcık kendi parmağımıza batıracağım. Çok acırsa lütfen kusuruma bakmayın…

Hizmet-mania
Fabrikalardaki işleri robotlar yapmaya başladığından beri ve hizmet sektörü geliştikçe iş gücünün istihdamı da zamanla üretim sektöründen hizmet sektörüne kaymaya başladı.

Günümüzde eskisinden çok daha fazla kişi hizmet sektöründe çalışıyor. Sanırım gelecekte bu sayı daha da artacak. Kimimiz uçak bileti satıyor, kimimiz hamburger… Kimimiz tepsi taşıyor, kimimiz yolcu… Hepimiz birbirimize hizmet eder hale geldik.

Bir yandan çalıştığımız kurumlarda müşterilerin ihtiyaç ve beklentilerini karşılamaya çalışırken, diğer yandan eğlenmek için ya da alışveriş yapmak için gittiğimiz yerlerde de aynı hizmetin kendimize yapılmasını bekliyoruz. Herkes çılgınlar gibi birbirinden hizmet bekliyor. Uydu alıcımız bozulduğunda yetkili servisi arıyor ve telefona çıkan görevliye bağırıp çağırabiliyoruz. Hâlbuki kendi işimizde çalışırken de aynı şekilde bir müşteri de bize ağzına geleni sayabiliyor. Toplumda garip bir “hizmet-mania” oluştu.

Vaat edilen hizmet sekteye uğradığında, müşteri firmaya olan öfke ve nefretini amansız bir şekilde karşısındaki muhataba, şirketin çalışanına kusuyor. Hizmet beklentisinin bu derece doyumsuz hale gelmesinin sorumlusu ise önce reklamlar sonra da bizleriz. Reklamlarda vaat edilen sözler tutulmadığında hemen o kurumun çalışanına -sanki suçlu kendisiymiş gibi- bağırıp çağırıyor, öfkemizi kusuyoruz.

Günümüzde özellikle market, mağaza, pastane ve buna benzer bilumum perakende işlerde çalışanların sessiz çığlığını ise toplum maalesef duymuyor. Alışveriş yaptığımız marketlerde kasada sıra beklerken iki dakika bile beklemeyi kendimize yakıştıramıyor, kasadaki görevliye sitem ediyoruz.

Halbuki bizim iki dakika bile bekleyemediğimiz o kasadaki görevli üç kuruş maaş için günde 14 saat ve iki haftada bir gün izinle durmaksızın çalışıyor ve orada bir mahkum gibi beklemek zorunda kalıyor. Bizse ona beklediğimiz iki dakikanın hesabını soruyoruz, bütün suç ondaymış gibi. Bu anlamda hepimizin duygudaşlık yapmaya ihtiyacı var…

Yorum Gönder

Her Hakkı Saklıdır © 2014-2018 - Şartlar - İletişim - Hakkımızda