Bulunan Haberler

31.10.2026

Kırık Kurabiye: Ev Yapımı Lezzetlerle Yeni Bir Tat Yolculuğu


 


Kırık Kurabiye: Ev Yapımı Lezzetleri Sevgi ve Özenle Sofralara Taşıyor

Geleneksel tatları modern sunumla buluşturan Kırık Kurabiye, ev yapımı lezzetleriyle tatlıdan tuzluya uzanan özel bir lezzet yolculuğu sunuyor.

Son yıllarda doğal ve ev yapımı ürünlere olan ilginin artmasıyla birlikte, geleneksel mutfak lezzetlerini yaşatan markalar da dikkat çekmeye devam ediyor. Bu anlayışla öne çıkan Kırık Kurabiye, sevgiyle hazırlanan ürünleri ve özenli sunum anlayışıyla lezzet tutkunlarının ilgisini çekmeyi hedefliyor.

Birbirinden Özel Ev Yapımı Lezzetler

Kırık Kurabiye, yalnızca kurabiye çeşitleriyle sınırlı kalmayan geniş ürün yelpazesiyle farklı damak zevklerine hitap ediyor.

Markanın ürünleri arasında;

● Ev yapımı kurabiye çeşitleri

● Taze ekmek ve simit

● Poğaça ve açma

● Ev yapımı reçeller

● El yapımı çikolatalar

● Kek ve pasta çeşitleri

● Ev yapımı yemekler

● Kahve ve tatlı alternatifleri

● Makaron çeşitleri

gibi birbirinden lezzetli seçenekler bulunuyor.

Her Lezzette Emek, Her Sunumda Özen

Kırık Kurabiye’nin marka anlayışının temelinde ev sıcaklığı, geleneksel tarifler ve özenli hazırlık bulunuyor. Ürünlerin hazırlanmasından sunumuna kadar her aşamada lezzet ve kaliteyi ön planda tutmayı amaçlayan marka, müşterilerine yalnızca bir ürün değil, aynı zamanda keyifli bir lezzet deneyimi sunmayı hedefliyor.

Geleneksel Lezzetler, Modern Sunum

Görsel sunuma verdiği önem, sıcak marka kimliği ve geniş ürün çeşitliliğiyle Kırık Kurabiye, ev yapımı lezzetleri yeniden keşfetmek isteyenler için dikkat çekici bir alternatif olmayı amaçlıyor.

Çünkü bazı lezzetler yalnızca damakta değil, hafızalarda da iz bırakır.

Kırık Kurabiye – Sevgiyle, Özenle, Doğal Lezzetler.


3.10.2026

Full Gross Çalışma Saatleri ve Maaşları 2026


 



Sektör büyümeye devam ederken her gecen gün yeni oyuncular oyuna dahil olmaya başladı. Toptan ve perakende sektöründe adından söz ettirecek olan FULL GROSS’un çalışma şartlarını ve saatlerini bu yazımızda mercek altına aldık.



Çalışma Saatleri ve Vardiya Sistemleri


Mağaza Saatleri: FULL Gross mağazaları genellikle haftanın her günü 08:30 – 22:00veya lokasyona göre 08:00 – 22:00 saatleri arasında hizmet verir. Gündüz / Tam Zamanlı Vardiyalar: Standart mağaza, kasiyer ve reyon görevlisi kadrolarında haftanın belirli günleri ve saatleri kapsayan vardiyalı bir düzen uygulanır. Gece Ekibi / Reyon Vardiyası: Gece çalışması yapan reyon personelleri için mesai saatleri genellikle 23:00 – 07:30 arasında sabit vardiya şeklinde planlanır.

Maaş ve Ücret Beklentileri

Güncel iş ilanları ve sektör verilerine göre FULL Gross bünyesindeki pozisyonların maaş beklentileri ve aralıkları ortalama 30.000 TL ile 50.000 TL arasındadır (pozisyona, deneyime ve ek primlere göre farklılık gösterir).

Yan Haklar ve İmkanlar

Yemek ve Ulaşım: Çalışılan lokasyona ve projeye göre yemekhane / yemek desteği ile servis imkânı sağlanmaktadır.

Yasal Haklar: SGK ve perakende sektörüne ait yasal sosyal haklar mevcuttur.

XL GROSS ÇALIŞMA SAATLERİ VE ŞARTLARI 2026


 


Ülkemizde her gecen gün market sektörüne yani oyuncular girmeye devam ediyor. Bu oyunçulardan biride son zamanlarda isminden söz ettiren XL GROSS bu yazımızda XL GROSS çalışma saatlerini ve şartlarını derledik 2026 yılı için.


Çalışma Saatleri ve Vardiya Sistemleri

Mağaza Saatleri: XL Gross mağazaları genellikle haftanın her günü 08:30 – 22:00 veya lokasyona göre 08:00 – 22:00 saatleri arasında hizmet verir. Gündüz / Tam Zamanlı Vardiyalar: Standart mağaza, kasiyer ve reyon görevlisi kadrolarında haftanın belirli günleri ve saatleri kapsayan vardiyalı bir düzen uygulanır. Gece Ekibi / Reyon Vardiyası:Gece çalışması yapan reyon personelleri için mesai saatleri genellikle 23:00 – 07:30arasında sabit vardiya şeklinde planlanır.


Maaş ve Ücret Beklentileri

Güncel iş ilanları ve sektör verilerine göre XL Gross bünyesindeki pozisyonların maaş beklentileri ve aralıkları ortalama 30.000 TL ile 50.000 TL arasındadır (pozisyona, deneyime ve ek primlere göre farklılık gösterir).


Yan Haklar ve İmkanlar

Yemek ve Ulaşım: Çalışılan lokasyona ve projeye göre yemekhane / yemek desteği ile servis imkânı sağlanmaktadır.

Yasal Haklar: SGK ve perakende sektörüne ait yasal sosyal haklar mevcuttur.

29.09.2026

Trustpilot’tan yapay zekâ hamlesi Markaların yeni rekabet alanı ürün yorumları






Trustpilot’ın ürünlere özel yorum sayfalarını devreye alması, müşteri deneyiminin yapay zekâ destekli ürün araştırmalarındaki etkisini gündeme taşıdı. UIM Growth Agency Kurucusu ve Dijital İletişim Stratejisti Mustafa Derya Çolak’a göre markaların yeni sorusu yalnızca “Görünüyor muyuz?” değil, “Hangi deneyime dayanarak öneriliyoruz?” olmalı.

Müşteri değerlendirme platformu Trustpilot, 24 Eylül’de AI Discovery Suite kapsamındaki yeni ürün değerlendirme sayfalarını ve marka görünürlüğü araçlarını duyurdu. Her ürüne ayrı, herkese açık bir sayfa açılmasını sağlayan yapı; o ürüne ilişkin gerçek müşteri değerlendirmelerini, puanları ve deneyim ayrıntılarını bir araya getiriyor. Şirket, bu içeriğin yapay zekâ destekli ürün karşılaştırmalarında ilgili ürüne ulaşılmasını kolaylaştırmasını hedefliyor. Duyuruda mağaza ve şubelere ilişkin değerlendirmeleri yönetme araçları ile markaların Trustpilot profillerinin yapay zekâ yanıtlarında rakiplerine göre ne sıklıkta kaynak gösterildiğini izleyebildiği özellikler de yer aldı.

Şirket puanından ürün deneyimine
Bir tüketici yapay zekâya “Hangi marka güvenilir?” diye sorduğunda şirketin genel itibarı öne çıkabilir. “Bu ürün benim ihtiyacıma uygun mu?” sorusunda ise ürünün kalitesi, kullanım koşulları, teslimatı veya satış sonrası destekle ilgili somut deneyimler daha anlamlı hale gelir. Trustpilot’ın hamlesi, şirket düzeyindeki yorumları ürün ve mağaza düzeyindeki bilgilerle tamamlayarak bu farklı sorulara daha ayrıntılı kaynak sunmayı amaçlıyor.

Trustpilot’ın aktardığı Seer Interactive analizinde, ürün değerlendirme sayfaları bulunan işletmelerin yapay zekâ yanıtlarındaki marka atıf görünürlüğü, yalnızca şirket profili bulunan işletmelere göre 12 yüzde puan daha yüksek ölçüldü. Bu, incelenen gruplar arasında gözlenen bir fark; yorum sayfası açan her markanın görünürlüğünün aynı oranda artacağını veya farkın tek nedeninin bu sayfalar olduğunu göstermiyor. Bulgular yine de ürün düzeyindeki müşteri deneyiminin dijital kaynak yapısında neden önem kazandığını ortaya koyuyor.

Seer Interactive’in dört yapay zekâ platformunda 804 bin 491 yanıtı incelediği daha geniş çalışmada, yorum ve güven platformlarının kaynak olarak kullanılma payı farkındalık aşamasındaki sorularda yüzde 1,51, satın alma niyetine yakın sorularda ise yüzde 24,27 olarak ölçüldü. Bu oranlar tüm aramalar için geçerli bir tüketici davranışı tahmini değil; araştırmadaki soruların yanıtlarında görülen kaynak dağılımını anlatıyor. Ürün karşılaştırması yapan tüketicinin sorusu somutlaştıkça gerçek kullanım deneyimini anlatan içeriklerin önemi de artıyor.

Yorum artık iletişimin de konusu
Gelişmeyi değerlendiren UIM Growth Agency Kurucusu ve Dijital İletişim Stratejisti Mustafa Derya Çolak, markaların yapay zekâdaki temsiline yalnızca arama performansı olarak bakılmaması gerektiğini söyledi: “Marka, kendi reklamında ne söylediğini kontrol edebilir; müşterinin ürünü kullandıktan sonra ne anlattığını ise ancak deneyimi iyileştirerek etkileyebilir. Yapay zekâ tüketiciye seçenekleri karşılaştırırken bu iki bilgi dünyasını bir araya getiriyor. Bu nedenle ürün sayfası, yorumlar, basındaki içerikler ve satış sonrası hizmet birbirinden ayrı iletişim başlıkları gibi yönetilemez. Marka vaadiyle müşterinin yaşadığı deneyim arasındaki mesafe, artık öneri yanıtlarında da görünür hale gelebilir.”

Çolak’a göre bu değişim reklam ve halkla ilişkiler ekiplerinin görev alanını da genişletiyor. Reklamın oluşturduğu beklenti, ürün açıklamasındaki teknik bilgi ve müşterinin kamusal alanda paylaştığı deneyim tutarlı olmadığında, yapay zekâ yanıtlarında eksik ya da çelişkili bir marka resmi oluşabilir. Olumlu yorumları görünür kılmaya çalışırken şikâyetleri yanıtsız bırakmak da güven oluşturmaz. İletişim ekiplerinin ürün, satış ve müşteri hizmetleri birimleriyle birlikte hangi soruların tekrarlandığını ve hangi sorunların çözüldüğünü düzenli olarak izlemesi gerekiyor.

UIM Growth Agency’nin eylül ayında sekiz değerli Türk markası üzerinde gerçekleştirdiği pilot görünürlük araştırması da bu ayrımı gündeme getirmişti. ChatGPT, Gemini ve Google AI Mode’dan alınan 120 yanıtta, markalar 48 bağımsız öneri fırsatının 46’sında yer aldı. Ancak araştırma, bir markanın yanıtta görünmesi ile ilk sırada önerilmesinin ve güncel bilgilerle anlatılmasının farklı sonuçlar olduğunu gösterdi. Trustpilot’ın ürün ve mağaza düzeyine inen yaklaşımı, bu ayrımın tüketicinin karar anında daha da belirginleşebileceğine işaret ediyor. UIM, pilot sonuçlarının belirli bir tarihte ve standart sorularla elde edildiğini; bütün sektörlere genellenebilecek bir sıralama olmadığını vurguluyor.

Markalar için ölçülebilir yeni gündem
UIM Growth Agency, ilk adım olarak markaların öne çıkan ürün ve hizmetlerine ilişkin erişilebilir bilgileri gözden geçirmesini öneriyor. Ürünün hangi ihtiyacı karşıladığı, hangi koşullarda kullanıldığı, teslimat ve iade süreçlerinin nasıl işlediği açıkça anlatılmalı. Gerçek müşteri yorumları şeffaf biçimde toplanmalı; olumsuz geri bildirimler yanıtlanıp tekrar eden sorunlar ilgili ekiplerin iyileştirme gündemine taşınmalı. Marka, ürün ve mağaza düzeyindeki bilgiler arasında isim, özellik ve tarih tutarlılığı sağlanmalı.

Bu yaklaşım halkla ilişkiler açısından yalnızca olumlu içerik üretmek anlamına gelmiyor. Üçüncü taraf yayınlarda yer alan ürün incelemeleri, uzman değerlendirmeleri ve doğrulanabilir müşteri deneyimleri, kurumun kendi sayfalarıyla birlikte tutarlı bir bilgi zemini oluşturabilir. Tek bir platformdaki görünürlüğe bağımlı kalmadan, her kanaldaki iddianın güncel ve kanıtlanabilir olması gerekiyor. Ölçümde de atıf sayısının yanı sıra hangi sorularda markanın hiç yer almadığına bakmak, iletişim ve ürün ekiplerine somut çalışma alanları gösterebilir.

Çolak, ölçümün yalnızca bir yapay zekâ yanıtında marka adının geçmesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Tüketicinin gerçekten sorduğu soruları düzenli aralıklarla test etmeli; hangi ürünümüzün, hangi gerekçeyle ve hangi kaynağa dayanılarak önerildiğini kaydetmeliyiz. Atıf almakla tercih edilmek aynı şey değil. Yanıtların doğruluğunu, rakiplerle karşılaştırılma biçimimizi ve varsa ölçülebilen nitelikli talebi birlikte izlersek iletişim yatırımının iş sonucuyla ilişkisini daha sağlıklı kurabiliriz.”

Trustpilot’ın duyurusu, yapay zekâ destekli keşifte marka anlatısının yalnızca kurumun kendi yayınladığı içeriklerden oluşmadığını bir kez daha gösteriyor. UIM’e göre ürün bilgisi ve müşteri deneyimi arasında kurulan tutarlı bağ, markaların hem itibar yönetimi hem de satın alma kararına yakın aramalardaki görünürlüğü açısından izlenmesi gereken bir alan haline geliyor.




24.09.2026

LİDER UN MARKASI SÖKE, 5. GÜVENİLİR ÜRÜN ZİRVESİ’NİN PREMIER SPONSORU OLDU


 




LİDER UN MARKASI SÖKE, 5. GÜVENİLİR ÜRÜN ZİRVESİ’NİN PREMIER SPONSORU OLDU

Türkiye’nin 60 yılı aşkın süredir en bilinen lider un markası olan Söke, 29 Eylül Salı günü İstanbul Crowne Plaza Florya'da Güvenilir Ürün Platformu tarafından düzenlenen 5. Güvenilir Ürün Zirvesi’nin premier sponsoru oldu. Sürdürülebilir tarım, gluten bilinci, doğru ve dengeli beslenme, gıda israfı gibi başlıkların öne çıkacağı zirvede Söke ürünleri ile workshoplar, tadım etkinlikleri ve yarışmalar düzenlenecek.

Güvenilir ürün üretimi, sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliği konularında uluslararası düzeyde farkındalık yaratmayı hedefleyen Güvenilir Ürün Platformu tarafından düzenlenen Güvenilir Ürün Zirvesi, bu yıl 5. kez 29 Eylül Salı günü İstanbul Crowne Plaza Florya'da düzenleniyor. Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından kamu temsilcilerini, akademisyenleri, üreticileri, tedarikçileri ve sektör liderlerini bir araya getiren 5. Güvenilir Ürün Zirvesi’nin premier sponsoru Türkiye’nin en bilinen en çok tercih edilen un markası Söke oldu. Sürdürülebilir tarım, gluten bilinci, doğru ve dengeli beslenme, gıda israfı gibi başlıklarının öne çıkacağı zirvede Söke ürünleri ile workshoplar, tadım etkinlikleri ve yarışmalar düzenlenecek. Uzman isimlerin katıldığı panellerin yanı sıra gıda israfına “Dur” diyen, besin içeriği artırılmış reçetelerin uzman şeflerce deneneceği workshop’ların ve gastronomi show’ların yer alacağı zirve hakkında bilgi veren Söke Yönetim Kurulu Başkanı Eren Günhan Ulusoy, “Dünya genelinde tahıl tüketimi, özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan pazarlarda yeni nesil beslenme alışkanlıklarında dönüşüm yaşıyor. Türkiye’de ekmek ve unlu mamuller, günlük beslenme kültürünün önemli bir parçası olmayı sürdürürken, sektör de yalnızca bir ‘hammadde’ sunmanın ötesine geçerek tüketicilere farklı ihtiyaç ve beklentilere yönelik ürün ve deneyimler sunma evresine geçti. Söke olarak tüketicilerin hem un hem de unlu mamuller tarafında ihtiyaçlarına cevap vermeye yönelik ürün portföyümüzle 1963 yılından beri mutfaklardayız. Gıda denetiminin her zamankinden daha önemli olduğu bu günlerde, gıda güvenliği alanında dünyanın en prestijli belgelendirme kuruluşu olan BRCGS’in uluslararası gıda standartları denetimini en yüksek seviye olan ‘AA’ notuyla tamamlayarak ‘BRCGS Mükemmellik Ödülü’nü kazandık. Bu yüzden Güvenilir Ürün Platformu tarafından düzenlenen 5. Güvenilir Ürün Zirvesi ile güvenilir gıdaya erişimi destekliyoruz” dedi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü olarak ilan edilen 29 Eylül’de gerçekleşecek zirvenin sonunda ise tarım ve gastronomi sektörünün en prestijli ödüllerinden “Feed the Future” ödülleri de takdim edilecek. 120 kişilik jüri üyesinin 36 farklı kategoride yapacağı kapalı oylamayla belirlenecek kazananlar 29 Eylül’de düzenlenecek ödül töreninde açıklanacak.


EDİTÖRE NOT:

Söke Un, 1963 yılında dünyada en saygın değirmen teknolojisini geliştiren İsviçreli Bühler makinelerini ve teknolojisini kullanarak kurduğu ilk değirmeniyle ismini aldığı Söke’de, önemli bir buğday üretim havzası olan Söke ovasının içinde üretime başladı. Değirmencilikteki 63 yıllık uzmanlığı ve tecrübesiyle üretimin her aşamasında yüksek kaliteyi odağında tutan Söke, çevreye ve insana karşı saygı ve güven anlayışıyla gerçekleştirdiği dünya standartlarındaki teknoloji yatırımları, profesyonellerin ve tüketicilerin ihtiyaçlarına uygun ürün çeşitliliği ile Türkiye’nin lider ve yenilikçi un markası konumunda. Bugün Söke’de ve Ankara’da yer alan 2 fabrikası ile profesyonellerin ve tüketicilerin ihtiyaçlarına uygun olarak ürettiği farklı un çeşitleriyle Söke, Türkiye’nin her noktasında maharetli ve usta eller tarafından tercih edilmenin gururu ve heyecanıyla sektörünün öncüsü olmaya devam ediyor. Çünkü 63 yıldır lezzetin hamurunda Söke var. Söke, 2022 yılı itibariyle Türkiye'nin ve sektörün global markalarından Ulusoy Un bünyesinde yer almaktadır.




23.09.2026

Beşler, Perakende Zirvesi 2026’da sektör profesyonelleri ile buluştu











Beşler Et Gıda, 9–10 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Perakende Zirvesi 2026’ya öğle yemeği sponsoru olarak sektör profesyonelleri ile bir araya geldi. Foodist İstanbul’da tanıttığı ürünlerini bu kez perakende sektörüyle buluşturan marka, Nostalji Katkısız Koruyucusuz Sucuk ve “İşin Ustasından” ürünlerinin öne çıktığı tanıtım ve tadımlarla ziyaretçilere Beşler lezzetlerini deneyimleme fırsatı sundu.


Türkiye’nin köklü et ve et ürünleri üreticilerinden Beşler Et Gıda, Türkiye Perakendeciler Federasyonu ile Focus Fuar ve Kongre Yönetimi iş birliğinde düzenlenen Perakende Zirvesi 2026’da sektör profesyonelleriyle bir araya geldi. Öğle yemeği sponsorluğunu üstlendiği organizasyonda ürünlerini ziyaretçilerin beğenisine sunan Beşler, 80 yılı aşkın üretim deneyimini ve geniş ürün portföyünü perakende temsilcileriyle paylaştı.

Öğle yemeği sponsorluğu üstlendi
Perakende Zirvesi 2026’nın öğle yemeği sponsoru olan Beşler Et Gıda, sektör temsilcileri ve iş ortaklarıyla aynı sofrada buluştu. Marka, bu desteğiyle perakende sektöründeki iletişimin ve iş birliğinin gelişmesine katkı sunarken, ürün tanıtımları ve tadımlarla da katılımcılarla doğrudan temas kurdu. 8.000’in üzerinde sektör profesyonelini bir araya getiren zirve, Beşler’in üretim anlayışını ve ürün çeşitliliğini perakende profesyonellerine aktardığı bir buluşma oldu.

Katkısız lezzetler ziyaretçilere sunuldu
Beşler Et Gıda, 1–4 Eylül tarihlerinde katıldığı Foodist İstanbul’da öne çıkardığı ürünlerini Perakende Zirvesi 2026’da da tanıttı. Markanın 2018’den bu yana tüketicilere sunduğu Nostalji Katkısız Koruyucusuz Sucuk ile Foodist İstanbul’da tanıtılan katkısız ve koruyucusuz kategorisindeki “İşin Ustasından” ürünleri, ziyaretçilere tattırıldı. Böylece katılımcılar, ürünler hakkında bilgi almanın yanı sıra lezzetlerini de yerinde deneyimledi.

Dana eti, sığır yağı, baharat karışımı ve tuzdan oluşan Nostalji Katkısız Koruyucusuz Sucuk, geleneksel sucuk lezzetini sade içeriğiyle sunuyor. Beşler, “İşin Ustasından” ürünleriyle birlikte tanıttığı bu ürün üzerinden, katkısız ve koruyucusuz sucuk üretimindeki deneyimini ziyaretçilerle paylaştı.

80 yılı aşkın üretim deneyimi
Kavurmadan pastırmaya, sucuktan salama, dönerden köfteye, taze etten hazır yemeklere uzanan geniş bir ürün portföyüne sahip olan Beşler, zirvede farklı tüketici beklentilerine yönelik ürün çeşitliliğini de anlattı. “Ete Değer Katar” sloganıyla faaliyetlerini sürdüren marka, geleneksel üretim ustalığını modern teknolojilerle buluşturan yaklaşımını perakende sektörünün temsilcilerine aktardı.

Zirveye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Beşler Et Gıda Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Yılmaz Buldu, şunları söyledi: “Beşler olarak 1945’ten bu yana edindiğimiz üretim tecrübesini, tüketicilerimizin beklentileri doğrultusunda geliştirdiğimiz ürünlere yansıtıyoruz. Bu yolculukta perakendeci iş ortaklarımızla kurduğumuz güvene dayalı ilişkilerin ayrı bir yeri var. Perakende Zirvesi 2026’da öğle yemeği sponsoru olarak yer almak ve sektörümüzün temsilcileriyle aynı sofrayı paylaşmak bizim için çok değerliydi. Foodist İstanbul’da tanıttığımız ürünlerimizi burada da ziyaretçilerimize tattırarak lezzetlerimizi ve üretim anlayışımızı doğrudan paylaşma fırsatı bulduk. Nostalji Katkısız Koruyucusuz Sucuk ve “İşin Ustasından” ürünlerimiz, katkısız ve koruyucusuz kategorisindeki yaklaşımımızı anlatmamızı sağladı. Perakendecilerle bir araya geldiğimiz bu buluşmaları, tüketiciyi daha iyi anlamak ve kalıcı iş birlikleri geliştirmek açısından önemsiyoruz. Bizimle aynı sofrayı paylaşan, ürünlerimizi deneyimleyen tüm ziyaretçilerimize ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyoruz.”

Beşler Et Gıda Hakkında:
Türkiye’nin ilk özel et entegre kombinası olarak 1945 yılında İstanbul, Kağıthane’de kurulan Beşler Et Gıda, 80 yılı aşkın üretim tecrübesini modern teknoloji ve yenilikçi ürünlerle buluşturmaya devam ediyor. Türkiye’de ilk vakumlu sucuk ve salamın yanı sıra ilk dilimlenmiş paketli ürün ve ilk fermente sucuk gibi birçok yeniliğe imza atan Beşler, üretimini Silivri’de 40 bin metrekare arazi üzerinde kurulu, 30 bin metrekare kapalı alana sahip ileri teknoloji ve yüksek hijyen standartlarıyla donatılmış tesisinde sürdürmektedir. Şarküteri ürünlerinden taze ete, dönerden dondurulmuş ve hazır tüketim ürünlerine uzanan geniş ürün portföyüyle faaliyet gösteren Beşler Et Gıda, geçmişten gelen ustalığını yenilikçi üretim anlayışıyla birleştirerek “İşin Ustasından” yaklaşımı ve “Ete Değer Katar” sloganıyla tüketicilerine güvenilir ve lezzetli ürünler sunmaktadır.







30.08.2026

MELORA: Ev Yapımı Lezzetleri Zarif Dokunuşlarla Buluşturan Yeni Marka


 



MELORA: Ev Yapımı Lezzetleri Zarif Dokunuşlarla Buluşturan Yeni Marka

Ankara’da ev yapımı kek, kurabiye ve pasta kültürünü özenli sunumlarla yeniden yorumlayan MELORA, sıcaklığı, lezzeti ve kişiye özel dokunuşları bir araya getirerek yeni bir tatlı deneyimi sunmaya hazırlanıyor.

Ev yapımı lezzetlerin samimiyetinden ilham alan MELORA, günlük ve taze hazırlanan kek, kurabiye ve pasta çeşitleriyle hem özel günlere hem de hayatın küçük mutluluklarına eşlik etmeyi amaçlıyor.

MELORA’nın hikâyesinin merkezinde yalnızca lezzet değil; emek, özen, yaratıcılık ve samimiyet yer alıyor. Her ürünün siparişe özel hazırlanması, malzeme seçiminden sunumuna kadar her aşamanın titizlikle ele alınması, markayı farklılaştıran en önemli özellikler arasında bulunuyor.

Her Siparişte Ev Yapımı Sıcaklığı

MELORA; doğum günleri, davetler, kutlamalar, özel günler ya da sevdiklerle paylaşılacak keyifli bir tatlı anı için birbirinden özel seçenekler hazırlamayı planlıyor.

Markanın ürün yelpazesinde;

  • 🍰 Özel tasarım pastalar
  • 🧁 Taze ve ev yapımı kekler
  • 🍪 Farklı damak zevklerine hitap eden kurabiyeler
  • 🎁 Özel gün ve davet ikramlıkları
  • ❤️ Kişiye özel hazırlanan siparişler

yer alacak.

Her ürünün, yalnızca bir tatlı değil; paylaşılacak güzel bir an, verilecek anlamlı bir hediye ve hatırlanacak özel bir anı olması hedefleniyor.

Lezzet Kadar Sunum da Önemli

MELORA için iyi bir tatlı, yalnızca lezzetiyle değil, görünümü ve hissettirdiği duyguyla da fark yaratmalı. Bu nedenle özel günler için hazırlanan ürünlerde müşterilerin istekleri, etkinlik konseptleri ve kişisel tercihleri doğrultusunda özgün tasarımlar oluşturulması planlanıyor.

Renklerden süslemelere, porsiyonlardan ambalaja kadar her detayın özenle düşünülmesiyle MELORA, klasik tatlı anlayışının ötesine geçerek kişiye özel ve estetik bir deneyim sunmayı amaçlıyor.

Ankara’da butik pasta ve kurabiye alanında kişiye özel üretim yapan işletmelerin artması, tüketicilerin standart ürünlerin yanı sıra tasarım, özgünlük ve kişiselleştirilmiş seçeneklere de ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor. 

MELORA’nın Sloganı: Ev Yapımı Lezzetler

Sade, sıcak ve akılda kalıcı marka kimliğiyle yola çıkan MELORA, “Ev Yapımı Lezzetler” sloganıyla doğal ve samimi bir tatlı deneyimini temsil etmeyi hedefliyor.

Küçük bir ev mutfağından doğan MELORA’nın, zaman içinde ürün çeşitliliğini artırarak Ankara’nın sevilen butik lezzet markalarından biri olması amaçlanıyor. Her siparişte aynı özenin, aynı tazeliğin ve aynı ev yapımı sıcaklığının korunması ise markanın en önemli değerleri arasında yer alıyor.

MELORA — Ev Yapımı Lezzetler

Bir dilim mutluluk, bir kutu güzel anı…


18.08.2026

MİGROS'TAN GÜNDEM OLACAK YENi MARKET ADIMI KİMİNİ KIZDIRACAK KİMİNİ SEVİNDİRECEK!





MİGROS'TAN GÜNDEM OLACAK YENi

MARKET ADIMI

KİMİNİ KIZDIRACAK KİMİNİ SEVİNDİRECEK!


Migros yakında açacağı marketlerde farklı bir

konsept ve markalaşamaya gidecek.

Koç Holding bünyesindeyken Migros'un hisseleri

2009 yılında Migros'un ana hissedarı MH

Perakendecilik ve Ticaret A.Ş.'ye geçti. 2017 yılından bu yana Migros'un hakim hissedarı Anadolu Grubu. Şirket Koç Grubu'ndan Migros'u alırken MacroCenter ve Tansaş markalarını da aldı. Ancak 2016'da Tansaş' ların tamamı Migros'a dönüştürüldü. Anadolu Grubu ise Tansaş markasını yeniden canlandırıyor. Son 2 yılda 3 yeni Tansaş Gross açıldı. Ancak şirket yeni bir marka ile alk*|lü içecek grubunda satış yapacak sadece bu alanda uzmanlaşacak bir adım attı. Migros'un artık yeni bir markası var.

"Mahzen".

Marka işlemleri mayıs ayında başlatılan Mahzen, alkollü içkiler, mezeler gibi alanda spesifik bir hizmet verecek. Mahzen Tansaş Gross'ların içinde ayrı olarak hizmet vermeye başlayacak.

Migros Ticaret A.Ş.'nin ortaklık yapısında

çoğunluk hissesi %49,18 ile MH Perakendecilik ve Ticaret A.Ş. yani Anadolu Grubu'na ait.

Migros Ticaret A.Ş. halka açık bir şirket ve

hisseleri Borsa istanbul'da işlem görüyor.




TANSAŞ MARKASINI GERİ GETİRDİ

Migros yönetimi 5M Migros'ları Tansaş Gross'a dönüştürmeye başlamıştı. ilk Tansaş Gross da

İstanbul Sultanbeyli'de Atlaspark AVM'de

açılmıştı. Buradaki 5M Migros'un tabelası inmiş Tansaş Gross tabelası asılmıştı. Şu an Tansaş markası ile 3 mağaza açıldı. Şirketin hedefi 10 adete ulaşmak.

MiGROS KimlEre aitTi?1954 - Migros Türkiye'de faaliyetlerine başladı
1975 - 2007 - Koç Holding bünyesinde faaliyet
gösterdi
2008 - BC Partners kontrolündeki Moonlight

Capital'e satıldı

* 2015 - Günümüz - Anadolu Grubu ana

hissedar oldu.

6.08.2026

Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor


 





Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamikbir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti.

Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor.

Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor

Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi.

Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor

Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.”

Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik”

Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi gören lisanslı ürünler arasında yer alıyor. Bununla birlikte ürün güvenliği, kalite ve lisans haklarına uygunluk da mutlaka gözetilmeli. Çocukların ilgisini çeken bir karakterin ürün üzerinde yer alması tek başına yeterli değil. Ürünün güvenilir ve nitelikli olması da büyük önem taşıyor.” açıklamasında bulundu.

Kırtasiye sektörü yeni sezon için hazırlıklara başladı

“Yaz dönemi sektör için bir taraftan satışların daha sınırlı olduğu, diğer taraftan ise yeni eğitim ve öğretim sezonunun hazırlıklarının yoğunlaştığı bir dönem olarak karşımıza çıkıyor.” diyen Keresteci, sürece dair şu bilgileri paylaştı: “Üretici, ithalatçı, toptancı ve perakendeci firmalar bu süreçte yeni sezon ürünlerini, stoklarını, fiyatlandırmalarını ve satış stratejilerini gözden geçiriyor. Firmalar geçmiş sezonun satış verilerini değerlendirerek hangi ürünlerin daha fazla talep gördüğünü, hangi gruplarda stok fazlası veya eksikliği yaşandığını analiz ediyor. Yeni ürünlerin siparişleri veriliyor, sevkiyat planları hazırlanıyor ve mağaza rafları yeni döneme göre yeniden düzenleniyor. Özellikle çanta, defter, kalem, boya ürünleri, beslenme ürünleri ve temel okul ihtiyaçlarında hazırlıklar yaz aylarının ilk döneminden itibaren hız kazanıyor. Perakendeciler açısından da bu dönem mağaza düzeni, personel planlaması, kampanya hazırlıkları ve müşteri iletişimi bakımından önem taşıyor. Okullar açılmadan önce kısa bir süre içerisinde çok yoğun bir talep oluştuğu için tedarik zincirinin doğru yönetilmesi gerekiyor. Sektörümüz açısından yaz ayları yalnızca bir geçiş dönemi değil, aynı zamanda yeni sezonun temelinin atıldığı stratejik bir hazırlık süreci. Yeni eğitim dönemine ne kadar doğru ürün, sağlıklı stok ve uygun fiyat politikasıyla girilirse sezonun başarısı da o ölçüde artıyor.”



TÜKİD Hakkında

Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD), 1985 yılında sektörün öncü ve deneyimli isimlerinin girişimleriyle kurulmuştur. Türkiye genelinde kırtasiye sektörünü temsil eden ilk ve tek sivil toplum kuruluşu olan TÜKİD, kurulduğu günden bu yana sektörün gelişimine liderlik etmektedir. TÜKİD’in mesleki standartları dört temel değer üzerine inşa edilmiştir: Ticaret Ahlakı, Tüketici Güvenliği, Açık Fikirlilik ve Sektörün ve Perakendenin Geleceğini Planlama. Bugün TÜKİD; 500’e yakın üyesiyle,500’ün üzerinde şirketi temsil etmektedir. Üye yapısı, sektörün tüm ürün gruplarını kapsamaktadır. TÜKİD üyeleri, sektörde çekirdekten yetişmiş deneyimli profesyoneller ile ikinci kuşak sermayedar temsilcilerinden meydana gelmektedir. Bu sayede dernek, köklü birikim ile geleceğe dönük vizyonu aynı çatı altında buluşturmaktadır.

4.08.2026

A101'e satılan CarrefourSA, içki tedarikini durdurdu.












'Carrefour' market zincirinin, A101'in sahibi Aydın Grup/Turgut Aydın Holding bünyesindeki Yeni Mağazacılık A.Ş!'ye satışı sonrası alkol satışına devam edip etmeyeceği konuşuluyordu.

Firmanın tedarikçilerden içki alımını

durdurduğu, mevcut stoklar bitince de satışları sona erdireceği açıklandı.













2.08.2026

CarrefourSA satıldı









CarrefourSA hisselerinin yüzde 89,28’inin Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık’a devri yasal onayların ardından resmen tamamlandı.




Sabancı Holding ve Alo1'in sahibi Yeni

Mağazacılık AŞ'nin ortak açıklamasına

göre taraflar nisanda CarrefourSA hisselerinin devri için sözleşme imzalamıştı.

CarrefourSA'nın sermayesini temsil eden payların yüzde 89,28'lik bölümünün Aydın Grup'a devrine ilişkin Rekabet Kurumu dahil tüm yasal onay süreçleri tamamlandı.

Devirle birlikte CarrefourSA ve A101, faaliyetlerini farklı yönetim yapılarında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak sürdürecek. Aydın Grup Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Bostan devirle ilgili şöyle konuştu:

"CarrefourSA'nın yeni yatırımımızla

sağlamlaşacak finansal yapısı, bize daha cesur adımlar atma imkanı veriyor. Mağazalarımıza gelen herkes için daha iyi bir deneyim sunmayı, alışverişi daha keyifli hale getirmeyi hedefliyoruz.




İş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz

açısından da güven veren, deger yaratan ve birlikte büyüme iştahını artıran bir iş ortağı olmayı önemsiyoruz.

Çalışanlarımız için ise enerjisi

yüksek, gelişim alanı açan, parçası olmaktan gurur ve heyecan duyulan bir iş yeri olmayı hedefliyoruz. Güçlü bir finansman, ekosistem ve sağlıklı bir ticaret, bu yolculuğun merkezinde yer alacak."












24.07.2026

Mağaza müdürü kendi kurduğu şirket üzerinden marketi dolandırdı










Tarım Kredi'de denetim çöktü!

Mağaza müdürü kendi kurduğu şirket üzerinden

marketi dolandırdı


9 Tarım Kredi Market'te denetim sistemini

tartışmaya açacak büyük bir usulsüzlük ortaya çıktı.

İzmir Çiğli'nde görev yapan bir mağaza

müdürünün, kendi kurduğu şirket üzerinden Tarım Kredi Market ürünlerini piyasaya sattığı belirlendi.

Depodan sipariş edilen ürünlerin market satış sistemine girmeden dışarıya satıldığı olayda, ilk belirlemelere göre milyonlarca liralık zarar oluştu.

• Olayın ardından mağaza müdürü ortadan

kaybolurken, bağlı bulunduğu bölge müdürünün de iş akdi feshedildi.




14.07.2026

MDYD, düzenlediği “Müşteri Deneyiminde Yükselen Liderler” webinarında 200’e yakın genç lideri buluşturdu









MDYD, düzenlediği “Müşteri Deneyiminde Yükselen Liderler” webinarında 200’e yakın genç lideri buluşturdu



Müşteri deneyimi yönetimi alanının dönüşümüne liderlik eden ve gelişimi için güncel yol haritaları çizen Müşteri Deneyimi Yönetimi ve Teknolojileri Derneği (MDYD), yaklaşık 30 farklı firmadan 200’e yakın genç lideri “Müşteri Deneyiminde Yükselen Liderler” webinarındabir araya getirdi. Liderlik, deneyim, sorumluluk, başarı temalarına odaklanılan oturumların gerçekleştirildiği webinarda müşteri deneyimi ve yönetimi ekosistemindeki uzmanlar, iş yaşamlarındaki tecrübelerini aktararak merak edilen noktaları aydınlattı.



Müşteri Deneyimi Yönetimi ve Teknolojileri Derneği (MDYD); müşteri hizmetleri operasyonları, pazarlama, satış, ürün-süreç-iş geliştirme, kalite ve eğitim birimlerindeki ilk veya orta kademe yöneticilerin katılım gösterdiği bir webinar gerçekleştirdi. “Müşteri Deneyiminde Yükselen Liderler”temasıyla düzenlenen webinar; “Gelişen, Geliştiren Liderlik”, “Denizden Öğrendiklerim” ve “Yüksek Performans Kültürü” ana başlıklarındaki üç oturumla katılımcılarına yeni bakış açıları kazandırdı.



“Liderlik bir üstünlük yarışı değil, bir orkestrasyon rolüdür”

Webinar kapsamındaki ilk oturum, “Gelişen, Geliştiren Liderlik” ana başlığıyla, MDYD Yönetim Kurulu BaşkanıBanu Hızlı ile MDYD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılarından Alp Kohen, Cenk Soyak ve Hüseyin Şerif Beyaztaş’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Banu Hızlı, oturumdaki konuşmasında, “Müşteri deneyimi aslında bir ünvan meselesi değil, tamamen bir liderlik meselesidir. Liderlik yolculuğumda şunu çok net gördüm ki iyi bir lider olmak, işi en iyi yapan olmak demek değildir. Liderlik, işi tek başına yüklenmekten çıkıp, ekibin potansiyeline odaklanmaktır. ‘Ben yapayım hemen bitsin.’ düşüncesini geride bırakıp ‘Ekibimdeki potansiyeli en iyi nasıl yukarıya çekerim?’ sorusunu sormaya başladığınız an, gerçek anlamda gelişen ve geliştiren bir liderliğe adım atmış oluyorsunuz. Liderlik bir üstünlük yarışı değil, bir orkestrasyon rolüdür. Göreviniz enerjiyi yukarı çekmek, insanları motive etmek ve ortak bir takım ruhu yaratmaktır. Bu bakış açısını yakaladığınızda, liderliğin hem kendinizi hem de ekibinizinasıl büyüttüğünü görüyorsunuz.” dedi.



“Geçmişte yaptığımız ve ders çıkardığımız hatalar, gelecekte daha az hata yapmamızı sağlar”

Oturumda kendi kariyer ve hayat yolculuğundaki dönüm noktalarını paylaşan MDYD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cenk Soyak, şunları aktardı: “Hayatım boyunca başarısızlıklarım ve hatalarım tek bir sayfaya sığmadı. Ancak iş hayatında gün içinde yüzlerce karar veriyoruz ve istatistiksel olarak bu kararların yüzde 30’unda hata yapma payımız var. Başarısızlıktan ders çıkarmak kulağa klişe bir kelime gibi gelebilir ama gelişen bir liderliğin temel taşıdır. Geçmişte yaptığımız ve ders çıkardığımız hatalar, gelecekte daha az hata yapmamızı sağlar. Önemli olan düştükten sonra kalkabilmek, o deneyimi bir avantaja dönüştürebilmek ve arkasından gelecek başarıya zemin hazırlamaktır. Bunun yanında gelişmek istiyorsanız öne atılmalı ve sorumluluk almalısınız.”



“Liderlik yolculuğunda daha fazla şeyi denemek, gerekirse hata yapmak ve o hatalardan öğrenmek gerekiyor”

Oturumun bir diğer konuşmacısı olan MDYD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alp Kohen, “Bugünün hızla değişen dünyasında bir liderin ekibine güvenmesi ve delege edebilmesi en kritik yetkinliktir. Liderlik sadece kendi başına başarılı olmak değil, takım çalışmasına uyum sağlamak ve insan odaklı bir kültür inşa etmektir. ‘Her şeyi ben daha hızlı yaparım.’ algısını kırıp, insanlarla birlikte çalışma kültürüne adapte olduğunuzda hem kendiniz gelişiyorsunuz hem de ekibinizi geliştiriyorsunuz. Ayrıca mükemmeliyetçi aile yapılarında veya kurumlarda yetiştiğimizde deneme yanılma alanlarımızı kısıtlıyoruz. Yeni lider adaylarına tavsiyem; planlamalarında her zaman temkinli olmaları, konfor alanlarından çıkıp yeni alanlar denemekten ve hata yapmaktan korkmamalarıdır.” ifadelerini kullandı.



“Hiç hata yapmıyorsanız, yeni hiçbir şey denemiyorsunuz demektir”

Oturumda söz alan MDYD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüseyin Şerif Beyaztaş, şu açıklamalarda bulundu: “Başarının tek bir tarifi olmadığı gibi ulaşılabilecek nihai bir son noktası da yoktur. Hayatta elde ettiğimiz her başarı, aslında sadece o anı kutlamakla biten birer basamaktan ibarettir. Liderlik ve profesyonel hayat, sürekli yeni şeyler denediğimiz ve gelişim aradığımız bitmeyen bir süreçtir. Eğer bu yolculukta hiç hata yapmıyorsanız, yeni hiçbir şey denemiyorsunuz demektir. Önümüze çıkan yol ayrımlarında seçim yapma ve o seçimin getirdiği maliyetleri göğüsleme cesaretiniz yoksa, kesinlikle bir yere varamazsınız. Gerçek başarı, hata yapmaktan korkmadan adım atabilmek ve varılanyerin keyfini çıkarabilmektir. Liderlik, sadece insanları ve hedefleri idare etmek değil; o hedeflerin ötesine geçip yepyeni yollar inşa etme cesaretidir.”



Webinarın açılış oturumunun ardından Tek Başına Okyanusu Geçen İlk Türk Kadını ve Solo Türkiye Turu Rekortmeni Başak Mireli’nin katılımıyla “Denizden Öğrendiklerim”oturumu düzenlendi. Kariyeri boyunca elde ettiği başarıları ve tecrübelerini aktaran Mireli, “Deniz ve okyanuslarda statik kurallarla hayatta kalmak mümkün değil. Rüzgârı ve dalgadaki değişikliğe uyum sağlayıp çevik olmak, yaratıcı çözümler üretmek ve en önemlisi de her gün bir şeyler öğrenmeye açık olmalısınız. Dinlemek, karmaşaya bile uyum sağlamak, bağ kurmak, denizden öğrendiğim en büyük öğretilerden biri oldu benim için. Okyanusta denizi, rüzgârı, tekneyi dinlerken, gerçek hayatta da insanları dinlemeyi öğrendim. Tek başıma bu yolculukları tamamladım ama arkamda beni bu yolculuğa hazırlayan çok güvendiğim, sevgi ve saygı duyduğum bir ekip vardı. Çevremde ve kendi içimde endişeler olsa hedefe odaklanmak, o hedefe ulaşmak için çaba göstermek, vazgeçmemek ve sonunda başarmak çok büyük mutluluk” ifadelerini kullandı.



Webinar kapsamındaki son oturum, moderatörlüğünü MDYD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alp Kohen’in üstlendiği ve Nar Eğitim / NARKÖY Yönetici Ortağı Ozan Kuşçu’nun konukluğuyla yapılan “Yüksek Performans Kültürü” oldu. Performans kavramının kelime kökeninden ve doğadaki yansımalarından bahseden Kuşçu, liderlik ve performans ilişkisini şu sözlerle özetledi: “Sistemin performansını önceden tanımlanmış kalite standartlarına getirmek bir yöntemdir ancak işin içine insan girdiğinde durum değişir. İnsani açıdan performansı; çalışanı manipüle etmeden, proaktif ve pozitif bir stres yaratarak kendi potansiyeline yaklaştırma sanatı olarak görüyorum. Tıpkı tarımda olduğu gibi; bitkiye tatlı bir stres uygulamadığınızda ürün alamazsınız. Kurumlarda da liderin görevi, çalışanın karşısında durup baskı yaratmak değil; onun yanında durarak, onu önemsediğini hissettirerek o pozitif gelişimi tetiklemektir. Gerçek yüksek performans, bu bağın kurulduğu yerde başlar. Bunun yanında yönetimde bazen sıfatlar ve kavramlar tuzağına düşüyoruz. Oysa hayat eylemlerden oluşur. Sistem dediğimiz şey; kendini tekrar eden ve performansı olumluya götüren eylemler bütünüdür. Eğer bir eylem kendini tekrar ediyor ve performansı aşağı çekiyorsa, orada sistematik bir hata vardır. Vasattan iyiye, iyiden ise zirveye giden yolu açan şey ‘psikolojik güvenlik’ ortamıdır. Psikolojik güvenlik, fırça yememek ya da hiç hata yapmamak demek değildir; o sistemin içinde korkusuzca konuşabilmek, fikirlerini dile getirebilmek demektir.”



Başarı için sebep - sonuç ilişkisi yapmak önemli

Müşteri deneyimi ekosistemindeki çalışanların, sosyal bir mesleğe sahip olduklarını düşündüğünü ifade eden MDYD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alp Kohen, sohbete şu yaklaşımıyla katkıda bulundu: “Müşteri deneyimi yönetimi alanı çok fazla istatistik barındıran bir alan ve buna iki şekilde bakmamız gerekiyor. Verilere vakumda bakıldığı zaman çok başka şey söyler, gözlemleyerek baktığınız takdirde ise başka bir sonuçla karşılaşırsınız. Diğer yandan olaylara vakumda bakmak çok doğru değil çünkü bir şey her şeyi etkiliyor. Bu yüzden bütünsel bakıp sebep sonuç ilişkisini yapanların başarılı olma ihtimali daha yüksek.”



Oturumda katılımcıların online olarak katılabildiği bir anket de yapıldı. Müşteri deneyimi ekosistemi, yüksek performans kültürü, geri bildirimi ölçümleme ve yapay zekâ çağında yönetici olmaya dair soruların sorulduğu anketten çıkan sonuçlar Kohen ve Kuşçu tarafından sıcağı sıcağına değerlendirildi.



Webinar, Ozan Kuşçu’nun “Çakal Karpuzu” kitabınınkatılımcılara hediye edilmesiyle tamamlandı.





MDYD Hakkında

Müşteri Deneyimi Yönetimi ve Teknolojileri Derneği (MDYD), müşteri deneyimi yönetimi ekosistemini tek çatı altında toplamak amacıyla 2008 yılında dokuz firmanın bir araya gelmesiyle Çağrı Merkezleri Derneği adıyla kurulmuştur. Bugün 89 üye firmasıyla faaliyetlerini sürdüren MDYD, müşteri deneyimi yönetimi alanında son yıllarda yaşanan hızlı değişim ve dönüşümü organizasyon yapısına başarıyla entegre etmiştir. Bu doğrultuda, 2023 yılında güncellenen kurumsal kimliği ile yalnızca çağrı merkezlerini değil, aynı zamanda müşteri deneyimi yönetimi odaklı ürün ve hizmet sağlayan tüm paydaşları kapsayan geniş bir ekosisteme dönüşmüştür. Türkiye’yi müşteri deneyimi yönetimi ve teknolojileri alanında uluslararası çapta bir marka konumuna taşımak üzere üyelerine ve paydaşlarına ilham veren MDYD, ileri görüşlü perspektifler sunma kararlılığıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Bu doğrultuda, ekosistemin daha kapsamlı ve yenilikçi deneyimler sunabilmesi için faaliyetlerini durmaksızın güçlendirmekte ve geliştirmektedir. Her yıl gerçekleştirdiği “Yeni Nesil Müşteri Deneyimi Yönetimi Araştırması” ile yeni nesil teknolojiler ışığında ekosistemin geleceğine projeksiyon tutan MDYD, ev sahipliği yaptığı uluslararası etkinliklerle de müşteri deneyimi ekosisteminin gelişimine rehberlik etmektedir.




11.07.2026

Karaca Giyim’in Kurumsal ve Pazarlama İletişimi Direktörü Vildan Yıldırım Oldu









Karaca Giyim’in Kurumsal ve Pazarlama İletişimi Direktörü Vildan Yıldırım Oldu

100 yılı aşkın köklü geçmişiyle Türk hazır giyim sektörünün öncü markalarından Karaca Giyim, büyüme yolculuğunu yeni yatırımlar ve güçlenen marka vizyonuyla sürdürüyor. Kadın ve erkek koleksiyonlarıyla ürün gamını genişleten, mağazalaşma yatırımlarına hız veren ve müşteri deneyimini odağına alan marka, iletişim yapılanmasını da güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda Karaca Giyim, pazarlama ve kurumsal iletişim alanında 25 yılı aşkın deneyime sahip Vildan Yıldırım’ı Kurumsal ve Pazarlama İletişimi Direktörü olarak bünyesine kattı.

Hazır giyim sektöründe kalite, zamansız tasarım ve köklü marka mirasını çağdaş bir yaklaşımla buluşturan Karaca Giyim, büyüme hedefleri doğrultusunda kurumsal ve pazarlama iletişimi süreçlerini tek çatı altında yönetmeyi amaçlıyor. Bu doğrultuda Kurumsal ve Pazarlama İletişimi Direktörlüğü görevine getirilen Vildan Yıldırım, markanın iletişim stratejilerine liderlik edecek.

Yıldırım, yeni görevinde Karaca Giyim'in kurumsal iletişim ve pazarlama iletişimi stratejilerinin oluşturulması ve hayata geçirilmesinden sorumlu olacak. Marka konumlandırması, kurumsal itibar yönetimi, tüketici iletişimi, medya ilişkileri, dijital iletişim, etkinlik yönetimi ve iç iletişim süreçlerini bütüncül bir bakış açısıyla yönetecek olan Yıldırım; markanın hedef kitlesiyle kurduğu bağı güçlendirecek iletişim çalışmalarına öncülük edecek.

Karaca Giyim'in 110 yılı aşkın marka mirasını geleceğe taşıyacak iletişim vizyonunun oluşturulmasında aktif rol üstlenecek olan Yıldırım, markanın sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda tüm iletişim faaliyetlerinin stratejik olarak planlanması ve yönetilmesini sağlayacak.

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü mezunu olan Vildan Yıldırım, kariyeri boyunca hazır giyim, perakende, teknoloji ve medya sektörlerinde faaliyet gösteren önemli markalarda; kurumsal iletişim, pazarlama iletişimi, marka yönetimi, etkinlik ve sponsorluk alanlarında üst düzey yöneticilik görevleri üstlendi. Marka itibarı, entegre pazarlama iletişimi, müşteri deneyimi ve kurumsal iletişim alanlarında kapsamlı deneyime sahip olan Yıldırım, son olarak pazarlama, kurumsal iletişim ve iç iletişim süreçlerinden sorumlu üst düzey yönetici olarak görev yaptı.

2024 yılından bu yana Kurumsal İletişimciler Derneği (KİD) üyesi olan Vildan Yıldırım, yeni görevinde Karaca Giyim'in kurumsal ve pazarlama iletişimi faaliyetlerini tek çatı altında yöneterek markanın iletişim stratejilerine yön verecek.




7.07.2026

Tedavi sürecinde çocukların yaşamı hastalıkla sınırlı değil









Tedavi sürecinde çocukların yaşamı hastalıkla sınırlı değil



Milyonlarca çocuk yaz tatili planları yaparken, kanser tedavisi gören çocuklar için yaz ayları çoğu zaman hastane randevularına, tedavi takvimine ve sağlık durumuna göre şekilleniyor. Ancak çocuklar, tedavi sürecinde de oyun oynamak, arkadaşlarıyla vakit geçirmek, yeni şeyler keşfetmek ve çocukluklarını yaşamak istiyor. Çocukların tedavi sürecinde fiziksel sağlıklarının yanı sıra psikolojik iyi oluşlarının da desteklenmesi gerektiğine dikkat çeken Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) Psikoloji ve Sosyal Hizmet Birimi uzmanları, yaz döneminde çocukların sosyal yaşamla bağlarını koruyabilmelerinin, oyun oynayabilmelerinin ve ilgi alanlarını sürdürebilmelerinin önemini vurguluyor.



Milyonlarca çocuk yaz tatili planları yaparken, kanser tedavisi gören çocuklar için yaz ayları çoğu zaman hastane randevularına, tedavi takvimine ve sağlık durumuna göre şekilleniyor. Tedavi süreci, çocukların günlük yaşamında pek çok değişikliği beraberinde getiriyor. Enfeksiyon riskine karşı alınan önlemler ve değişen enerji düzeyleri nedeniyle sosyal yaşam zaman zaman sınırlanabiliyor. Buna karşın gelişimsel ihtiyaçları değişmiyor. Oyun oynamak, üretmek, arkadaşlarıyla iletişim kurmak, yeni deneyimler yaşamak ve seçim yapabilmek çocukların psikolojik iyi oluşunu destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor.



Çocukların fikirlerinin alınması, aktif yaşamın bir parçaları olmasını sağlıyor

Çocukların yaşamını sadece hastalık üzerinden tanımlamanın, onların çocukluk deneyimlerini gölgede bırakabileceğine dikkat çeken Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) Psikoloji ve Sosyal Hizmet Birimi uzmanları, psikolojik iyi oluşu destekleyen en önemli unsurlardan birinin çocukların günlük yaşamın içinde söz sahibi olabilecekleri alanlar yaratmak olduğunu belirtiyor. Tedavi sürecinde pek çok karar sağlık gereklilikleri doğrultusunda yetişkinler tarafından alınırken, gün içinde hangi oyunu oynayacağına karar vermesi, okumak istediği kitabı seçmesi ya da katılmak istediği bir etkinlik hakkında fikrinin sorulması gibi küçük görünen tercihler, çocukların kendilerini değerli hissetmelerine ve yaşamın aktif bir parçası olarak görmelerine katkı sağlıyor.



Çocuklar, yaz tatilinde sosyal yaşamla bağlarını daha da güçlendirebiliyor

Kanser tedavisi gören çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden birinin yaşamlarının hastalıkla tanımlanmaması olduğunu belirten uzmanlar, tedavinin sürecin merkezinde yer aldığını ancak çocukların oyun oynayabilmesi, arkadaşlarıyla bağlarını koruyabilmesi, merak ettiği şeyleri keşfedebilmesi ve günlük yaşam içinde seçim yapabilmesinin de en az bunun kadar önemli olduğunu ifade ediyor. Yaz tatilinin, çocukların kendilerini daha özgür hissedebilecekleri, ilgi alanlarına yönelebilecekleri ve sosyal yaşamla bağlarını güçlendirebilecekleri önemli bir dönem olduğuna dikkat çeken uzmanlar, çocukların hem tedavi süreçlerine hem çocukluklarına eşlik etmenin önemini vurguluyor. Sağlık durumunun evde vakit geçirmeyi gerektirdiği dönemlerde ise birlikte kitap okumak, fotoğraf günlüğü hazırlamak, resim yapmak, kolaj ya da geri dönüşüm malzemeleriyle yaratıcı çalışmalar üretmek, masa oyunları oynamak gibi etkinlikler çocukların hem kendilerini ifade etmelerine hem de üretmeye ve keşfetmeye devam etmelerine katkı sağlıyor.



Yaz dönemi planlamaları, çocuğun sağlık durumuna göre yapılmalı

Çocukların ihtiyaçlarının yaşlarına, gelişim dönemlerine ve sağlık durumlarına göre farklılık gösterdiğini belirten uzmanlar, erken çocukluk döneminde oyun ve keşfin, okul çağında öğrenme ve üretmenin, ergenlik döneminde ise arkadaşlık ilişkileri ile bağımsız karar verebilme ihtiyacının öne çıktığını ifade ediyor. Bu nedenle yaz dönemiyle ilgili planlamaların tek tip bir program yerine, çocuğun sağlık durumu, enerji düzeyi ve ilgi alanları gözetilerek yapılmasının psikolojik iyi oluşu destekleyen önemli unsurlardan biri olduğunun altı çiziliyor.



“Yaz tatilini anlamlı kılmak için her günü etkinliklerle doldurmak gerekmiyor”

Çocukların dinlendiği, oyun oynadığı ve sosyal ilişkilerini güçlendirdiği yaz tatilinde, kanser tedavisi gören çocukların bu süreci sağlık koşullarına göre farklı geçirseler de gelişimsel ihtiyaçlarının değişmediğine dikkat çeken KAÇUV Psikoloji ve Sosyal Hizmet Birimi uzmanları tarafından açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Çocukların ilgi alanlarını sürdürebilmeleri, arkadaşlarıyla iletişim kurabilmeleri, günlük yaşam içinde seçim yapabilmeleri ve oyun oynayabilmeleri psikolojik iyi oluşlarını destekliyor. Tedavi sürecine bütüncül bakmak; çocuğun fiziksel sağlığının yanında duygusal ve sosyal ihtiyaçlarını da gözetmeyi gerektiriyor. Yaz tatilini anlamlı kılmak için her günü etkinliklerle doldurmak gerekmiyor. Çocukların ilgi alanlarına uygun, kendilerini rahat hissedebilecekleri küçük deneyimler ve sosyal bağlarını koruyabilecekleri ortamlar oluşturmak bile onların iyi oluşunu destekleyen önemli adımlar arasında yer alıyor.



Tedavi sürecinde akranlarla bağlarının kopmaması gerekiyor

Tedavi sürecinde çocukların akranlarıyla bağlarını koruyabilmelerinin de psikolojik iyi oluş açısından önemtaşıyor. Sağlık koşulları elverdiğinde arkadaşlarla geçirilen zaman, kültürel etkinlikler, sanat atölyeleri ve açık hava aktiviteleri çocukların sosyal yaşama katılımını destekliyor. Evden çıkmanın mümkün olmadığı dönemlerde çevrim içi müze gezileri, dijital sanat ve tasarım atölyeleri, yaşa uygun kodlama etkinlikleri, kitap kulüpleri gibi çevrim içi içerikler, çocukların öğrenmeye, keşfetmeye ve arkadaşlarıyla etkileşimlerini sürdürmeye katkı sağlayabiliyor.



Bakım verenlere büyük sorumluluk düşüyor

Bu süreçte bakım verenlerin de önemli bir rolü bulunuyor. Çocukların her gününü planlı etkinliklerle doldurmak yerine birlikte geçirilen zamanın niteliğine odaklanmak çok daha değerli. Sohbet etmek, oyun oynamak, birlikte kitap okumak ya da çocuğun duygularını paylaşabileceği güvenli bir alan oluşturmak hem çocukların hem de ailelerin süreci daha sağlıklı yönetmesine katkı sunuyor.



Her çocuğun, çocukluğunu yaşayabileceği alanlara ihtiyacı bulunuyor

Kanser tedavisi gören çocukların yaşam kalitesini artırmak sadece tıbbi tedaviyi sürdürmekle sınırlı değil. Bunun yanında fiziksel, duygusal ve sosyal ihtiyaçların bir bütün olarak ele alınması gerekiyor. Çünkü her çocuğun, sağlık koşulları ne olursa olsun, oyun oynayabileceği, sosyal ilişkilerini sürdürebileceği, ilgi alanlarını keşfedebileceği ve çocukluğunu yaşayabileceği alanlara ihtiyacı bulunuyor. Çocukların fiziksel sağlıklarının yanında psikososyal iyi oluşlarını desteklemeyi de önceliklendiriyoruz. Bu doğrultuda yıl boyunca psikososyal destek çalışmaları, oyun ve sanat etkinlikleri ile eğitimleryürütüyor; tedavi sürecinde eğitimden uzak kalmamaları için kırtasiye desteği sağlıyor ve çocukların oyun, öğrenme ve sosyal yaşama katılım ihtiyaçlarını destekleyen çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Çocukların kendilerini ifade edebilmeleri, akranlarıyla bağlarını sürdürebilmeleri ve çocukluklarını yaşayabilmeleri için geliştirdiğimiz her çalışmayı, tedavi sürecine bütüncül yaklaşımın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.”



Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) Hakkında:



Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV), 2000 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bilim Dalı hekimleri ve tedavi gören çocukların aileleri tarafından kurulmuştur. Vakıf, çocukların tedavi süreçlerinde aileleriyle birlikte ücretsiz konaklayabilecekleri Aile Evleri ile hizmet vermekte, hastanelerin çocuk hematoloji ve onkoloji servislerinde oyun odaları yapımını sağlamakta ve psikolojik, sosyal, fiziksel ve tıbbi açıdan yaşam kalitelerini artıracak etkinlikler ve projeler yürütmektedir. Ayrıca eğitimini yurt içinde sürdürebilmek için maddi desteğe ihtiyaç duyan kanser tedavisi gören veya tamamlamış okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerine burs imkânı sağlamaktadır.




6.07.2026

Porland, Scan & Go uygulaması ile mağaza alışveriş deneyimine konfor katıyor








Porland, Scan & Go uygulaması ile

mağaza alışveriş deneyimine konfor katıyor



Alışveriş keyfi, seçilen ürün kadar mağazada geçirilen deneyimle de şekilleniyor. Tüketicilerin mağaza içinde daha özgür hareket etmesini sağlayan çözümler öne çıkarken, Türkiye'nin öncü porselen üreticisi Porland, Scan & Go uygulamasıyla alışveriş deneyimini daha akıcı ve konforlu hale getiriyor. Uygulama sayesinde müşteriler, beğendikleri ürünleri mağaza içinde taşımadan dijital sepetlerine ekleyebiliyor, dilerlerse siparişlerini evlerine teslim alabiliyor.



Birbirinden şık porselenlerle, ziyafetleri şölene dönüştüren Porland, şimdi de teknolojiyi mağaza deneyimiyle buluşturuyor. Porland, geliştirdiği Scan & Go uygulamasıyla alışveriş sürecini daha pratik hale getiriyor. Müşteriler, mağazada beğendikleri ürünlerin üzerindeki QR kodu cep telefonlarıyla okutarak dijital sepet oluşturabiliyor. Böylece müşteriler, alışverişlerini ürün taşımadan sürdürebiliyor.



Uygulamayla mağaza içindeki hareket özgürlüğü artıyor

Porland mağazalarında kullanılmaya başlanan Scan & Go uygulaması sayesinde müşteriler, beğendikleri ürünlerin üzerindeki QR kodu cep telefonlarıyla okutarak dijital sepet oluşturabiliyor. Böylece alışveriş boyunca ürün taşımadan mağazayı diledikleri gibi gezebiliyor. Alışveriş tamamlandığında ise seçilen ürünler belirtilen adrese gönderiliyor ya da mağazadan teslim alınabiliyor. Uygulama, 2 bin 500 TL ve üzeri alışverişlerde kullanılabiliyor.



“Müşterilerimize alışverişin keyfine odaklanabildiği bir deneyim sunmayı hedefliyoruz”

Scan & Go'nun çıkış noktasının müşterilerin mağaza deneyimini daha rahat ve keyifli hale getirmek olduğunu belirten Porland Yönetim Kurulu Üyesi İmge Pamukçu, “Müşterilerimizin mağazalarımızda vakit geçirirken, özellikle hacimli ürünleri taşımayı düşünerek bazı seçimlerinden vazgeçtiğini gözlemledik. Scan & Go'yu bu ihtiyaca yanıt vermek amacıyla geliştirdik. Bu doğrultuda müşterilerimizin ürün taşımayı düşünmeden mağazalarımızı özgürce keşfedebildiği, alışverişin keyfine odaklanabildiği bir deneyim sunmayı hedefliyoruz. Teknolojiyi, müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran doğal bir destek unsuru olarak görüyor ve geliştirdiğimiz her yeniliği bu anlayışla şekillendiriyoruz” dedi



Teknolojiyle keyifli bir mağaza deneyimi sunuluyor

Özellikle hacimli sofra takımları, mutfak koleksiyonları ve çok sayıda ürün satın almak isteyenler için geliştirilen uygulama, mağaza içindeki hareket özgürlüğünü artırırken, alışveriş deneyimini de daha konforlu hale getiriyor. Ürün taşımaya ayrılan zamanı keşfetmeye dönüştüren Scan & Go, müşterilerin mağaza deneyimini kesintisiz biçimde sürdürmesini sağlıyor. Perakende dünyasında dijital çözümler, fiziksel mağaza deneyimini destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Porland da Scan & Go ile teknolojiyi alışverişin doğal bir parçasına dönüştürerek müşterilerine daha akıcı, daha özgür ve daha keyifli bir mağaza deneyimi sunuyor.




Her Hakkı Saklıdır © 2014-2021 - Şartlar - İletişim - Hakkımızda